28 Aralık 2010 Salı

UĞURLARKEN...

Eski yılı uğurlama törenleri başlarken hep içimde bir sevinç olur. Heyecanlanırım..Hiç yaşlanıyorum derdi olmaz:) Hep içimde bu yıl daha iyi olacak , herşey yoluna girecek temennileriyle son günleri yaşarım.
2010 yılı oldukça dolu ve gerçekten zor bir yıl oldu. Son zamanlarda yaşadığım(z) sıkıntılar sağlık sorunları v.s üzdü yordu ve yıprattı. 2011 'den tek temennim sağlık...
Bu yılın son zamanlarıyla birlikte oğlumun büyüyüp bireyleşmesine ve birden kendine vakit ayıran bir anne rolüne bürünmem gerçekleşti. Özlediğim anlar o kadar çok ki miniğimi...Eskiden sürekli birlikteyken ''ah bir saatim olsa neler yapardım'' dediğim anlardaki isyanlarım..Şimdi bütün öğleden sonram boş ve ben hala kendim için bişeyler yapmıyorum.
Eren'in hızına erişmek,hergün karşılaştığımız sürprizlerini yakalamak imkansız. Eski blog yazılarımda yazdığım sola döndü,bana baktı,güldü,hapşırdı...Çok gerilerde kaldı:))
Bu arada 2011 yılı bize çok değişiklik sunacak gibi. Yer değişikliği gibi..Taşınma bizi bekler..
Herkese dolu dolu,bütün temennilerinin gerçekleşeceği,sağlıklı bir yıl diliyorum...

23 Aralık 2010 Perşembe

LİSTE

  • 21 Ocak'ta hayırlısıyla Eylül kuzumuz aramıza katılacak. Yeğenimizi kucaklayacağız.
  • Erenimo ile son günlerde çok sevişgeniz. Sarılıyoruz,öpüşüyoruz,koklaşıyoruz.
  • Ay'a yolculuk kitabına bayıldık. Saatlerce okuyoruz. Ezberledik diyebiliriz.
  • Kitap serisine devam edecek olursak; ''Panda Pandi'' ...Bayılıyoruz..
  • Geçen hafta çok hastaydık. SÜrekli karın ağrısı çekti. Kilo verdi...Bu hafta acısını çıkarır gibi yedikçe yiyor.
  • Boyama becerisini çok geliştirdi. Renkler adlı kitabtaki etkinliklere bayıldık. Tek tek hepsini yapıyoruz.
  • Oyuncak hikayesi -3 ve karakterleri evimizin yeni misafirleri. Özellikle BUZZ ..
  • Artık kendi isteğiyle yatak odasına gidip yatağında yatıyor.
  • Banyo yapmayı hala çok çok seviyoruz.
  • Konuşma becerisi bizi şaşırtacak derecede gelişti. Artık yetişemiyoruz hızına...
  • SENİ SEVİYORUZ KUZUCUK.

16 Aralık 2010 Perşembe

HEDİYE

NURTURİA biz anneler için çok hoş bir yılbaşı çekilişi imkanı sundu. Gerçekten çok güzel bir süreç oldu. Çekiliş sonucunu beklemek,hediye alacağınız miniği tanımak,uygun hediyeyi alıp göndermek.
Ve hediyemizi beklemek.
Dün hediyemiz geldi. Erenimo kreşten gelir gelmez hediyesini verdim. Çok sevindi. Özenle açtı hediyesini. ''Elmer ve Gökkuşağı'' adlı kitap. Bayıldı oğluşum. İnceledi. Renkleri tek tek söyledi . 3 kere okuttu. Sonra kendisi okudu.
Gerçekten çok güzel bir deneyim oldu bizim için.


Hediye almakta vermekte muhteşem bir duygu...

11 Aralık 2010 Cumartesi

VELİ OLMAK..


Erenimo okula başladığı andan itibaren hayatımızda büyük değişiklikler yaşadık diyebilirim. Bunlar oldukça olumlu değişmeler.

İlk başta yapışık ikiz gibi hayatımızı idame ettirirken Eren artık bir birey olduğunu farketti. Benden bağımsız yaşamayı öğrendi. Bu benim için kendime zaman ayırma fırsatı imkanı doğurdu. Babasıyla birbirlerini keşfetme olanağı ortaya çıktı.

Ben olma duygusu bütün işleri de 'ben yapabilirim' olgusuyla bütünleşti. Özellikle son bir hafta 'ben kengim giyinebilerim' nidalarıyla evin içinde dolaşmasından bunu anlayabiliriz.

Oyun oynamasını öğrendi. Oyuncaklarıyla bütünleşti. Çoğu zaman onları kişileştirmeye başladı. Bir çoğuna derin anlamlar yüklese de ben oldukça memnunum.

El becerileri gelişti. Kalem tutma,boyama,kesme,yapıştırma...Eşleştirme de eskiden beri oldukça yetenekli olduğu için daha da ilerledi.

Arkadaş ilişkilerini öğrendi. En iyi arkadaş kavramının geliştirdi. ''ben şaka yapmıştım'' bahaneleri bile sunmaya başladı. Arkadaşlarıyla yaşadığı maceraları anlatmaya başladı. ''anne biliyomusun Yiğit'le aynı sandalyeye oturduk..''

Yemekle aramız hala düzelmese de zorlamıyorum. Acıkınca kendi istiyor. Ama hala belirli yiyecekler.

Yarın bu ''küçük adam'ın veli toplantısı var..Hep velilerle haşır neşir olan biri olarak veli olmaz neymiş öğreneceğiz..

Umarım bizim için iyi bir deneyim olur..

28 Kasım 2010 Pazar

ŞAKADAN MAKADAN..


Erenimo ile günlük yatak boğuşma anlarımızdan bir tanesinde başladı

''şakadan makadan

yeeden geldi araba

atla eren

yoksa bu da kalcan''

Epey bir uğraştan sonra ne demeye çalıştığını anladık. Bende merak edip araştırdım.


''Çocuklar halka olur ve aralarından sayışmayla bi tane taksi seçilir. taksi olan çocuk halkanın ortasında dolaşırken aşağıdaki şarkıyı söyler.
"Şakadan makadan
iŞte geldi araban
atla ....(herhangi bi çocuğun ismi) atla
yoksa burda kalıcan"
daha sonra ismi sölenen çocuk taksi olan çocuğun belinden tutar ve şarkıyı birlikte söylerler. bütün çocuklar birbirinin belinden tutunca sınıfta tur atarlar..

Oyunun adı Taksi!

23 Kasım 2010 Salı

ÖĞRETMENLER GÜNÜ


Herşeye herkese rağmen öğretmenim..GÜnümüz kutlu olsun..

20 Kasım 2010 Cumartesi

BİZ...

Yasemin'in ellerinden çıkan bu muhteşem kurabiyelerle çok sevindik. http://kekdekor.blogspot.com/
Bol bol kitap okuyup o minik ayakları yedik bitirdik...

14 Kasım 2010 Pazar

İYİ BAYRAMLAR::







hepinize mutlu,huzurlu,sevgi dolu bir bayram geçirmenizi diliyoruz..






YEŞİLDAĞ AİLESİ.....

8 Kasım 2010 Pazartesi

VAK VAK VAKİ..


Hadi oğluşum kitabını getir de okuyalım dediğimde direkt gidip ''vak vak vaki'' kitabını getiriyor.

Ama imkanı yok ben okuyamıyorum. Eline alıyor kitabı başlıyor kendince okumaya..

Ses hafif tiz ve bağırarak..

''Çabuk gelin çabuk gelin...Diye bağırmış''

''İnek mööö demiş ve eve gelmiş''

'' Öydek çiçek getirmiş''

''hikayemiş burda bitmiş''

''hani bana alkış...bi de kendinizi alkışlayın''

Bu döngü yaklaşık yarım saat sürüyor. Her akşam aynı seronomi yaşanıyor. Bayılıyorum,dinliyorum,öpüyorum,yiyip bitiriyorum..

5 Kasım 2010 Cuma

ŞİMŞEK MCQUEEN AŞKI


Erenimo çizgi animasyonlara merak salmaya başladığı ilk andan beri Şimşek Mcqueen'e bayılıyor. Başka animasyon Cd leri almaya kalkıştıysam da ondan vazgeçemedi. Belki yüzlerce kez izlemiştir.

Şimşek Mcqueen gibi araba kılığına bürünüyor,resimlerini inceliyor.

Dün kreşten almaya giderken bir sürpriz yapıp arabasını alıyım dedim. Cars filminin tüm araba setini aldım. Bayıldı..;''aaa bunlar çok düzelmiş..tekeşür ederim aanne'' diyerek tüm gün oynadı. Şimşek Mcqueen koynunda uyuyakaldı.

NOT: Dün oğluş ilk defa eve ödev getirdi..

2 Kasım 2010 Salı

KİTAP SEVGİSİ






Eren'e hamile iken internette derlediğim masalları her akşam tıslaya tıslaya nefesim yettiği kadar okumuştum oğluşa..Hatta bi keresinde eşim yanıma gelmiş kiminle konuşuyorsun demişti:)) Eren'in her zaman kitap sevgisiyle dolu,bilinçli,geçmişini,geleceğini her yönüyle bilen birisi olmasını çok isterim. Bunun adımlarını da şimdiden atmaya başladık.
Ben kitap okumaya bayılırım. Özellikle kitap alışverişi yapmaya. Kitaplara dokunmak,koklamak,kapaklarını incelemek benim için müthiş bir zevktir. Bundan dolayıdır ki Eren'e kitap almakta beni mutlu eden,stresimi azaltan bir aktivitedir.
Eren tutma becerisin geliştirdiği dönemlerde eline kitap,dergi,gazete vermişimdir. Alışsın,dokunsun hissetsin diye. Sonrasında sevdiği olaya,karaktere,duruma göre kitaplar edinmeye başladık. Her ay aldığım dergiyi mutlaka Eren'le baştan sona inceleriz. Ordaki resimlerden bir sürü hikayeler uydururuz. Sayfaları tek tek çeviririz.
Lafı uzatmayım kitaplarımızı tanıtmaya başlayalım.


Eren gece bahçesiyle haşır neşir olduğu bir dönemde aldığım bir kitap idi. Günlerce okuduk resimlerine baktık çeşitli hikayeler uydurduk. Hala ara sıra çıkarıp baktığımız kitaplardandır. Renklerin çeşitliliği,kahramanlarının bildik olması açısından iyi bir seçimdi bizim için.



Bu masal kitabı Erenimo'nun en sevdiklerinden. İçerisindeki iki masalı özellikle çok seviyor. Kendi kendine okuyup ezbere anlattığı zamanlar çok oluyor.


Calliou bizim evin küçük kahramanı. Eren onu çok seviyor. Okumaktan hiç usanmadığım kuzumun en sevdiği kitaplarından biri.

Aldığımız alacağımız o kadar çok kitabımız var ki onları da bir başka postta anlatacağım..

Kitaplarınız hep başucunuzda olsun.



1 Kasım 2010 Pazartesi

Haydi çocuklar uykuya..




Bizim zamanımızda Adile Naşit'in uykudan önce adlı bir programı vardı. Bayılırdım..Akşamı iple çekerdim. Masalımı dinler sonra uykuya dalardım. Şimdilerde ise ''Haydi çocuklar uykuya'' diye bir slogan ile çocukları uykuya davet ediyor RTÜK...
İlk başta amacına ulaşmaz şeklinde düşünürken Eren'de müthiş bir etkisi olduğunu söyleyebilirim. Tv de o yazıyı gördüğü anda yatağına yada salıncağına gidiyor. Ve uykuya doğru yol alıyor. Yalnız o yazıyı görene kadar uykunun adını bile söyletmiyor:)
Ah Erenimo değişiyorsun,şaşırtıyorsun...
İYİ UYKULAR BİTANEm..

29 Ekim 2010 Cuma

happy bırthday to you.........NURTURİA

1 yıldır evimizin misafiri,dert ortağım,herşeyim oldun sen...Seninle Hülya'nın tunası bloğunun sahibi sevgili Hülya sayesinde tanıştım.  Üye olduğum anda kendimi bambaşka bir dünyada buldum. Kolay kolay vazgeçemediğiniz,çocuğunuzla ilgili her türlü sorunu rahatça ifade edip; çözüm yollarına da ulaşabildiğiniz bir site..
Arkadaşlar edindim,dünya tatlısı minikler tanıdım. Erenimo'nun ilklerini,kelimelerini tek tek kayıt edebildim. Yeri geldi sevinçlerle sevindik, üzüntülü anlarımızda birbirimize kenetlendik.
Eren ilk kreşe başladığı anlarda o günlerdeki umutsuzluğuma dert oldu nurturia..
İYİKİ DOĞDUN...İyi ki seninle hergün yeni bir güne uyandım..

28 Ekim 2010 Perşembe

CUMHURİYET COŞKUSU

Son günlerde beni en derinden etkileyen olay Atamızın sesini duymak olmuştur. Tüylerim diken diken oldu. Nasıl bir karizma,kendinden emin tavırlar ve gerçek bir lider duruşu.
Cumhuriyet bayramı benim için  özgürlüğün ifadesidir. Coştukça coşası gelir insanın. 10. yıl marşını son ses dinlerim ...Göğsüm kabarır gururdan.
Rejim düşmanları etrafımızı sararken daha bir bağlanalım, kenetlenelim. Yıkılmaz olduğumuzu ispatlayalım.
Dün Eren'i kreşten aldığımda öğretmeni balon ve bayrak istedi sınıflarını süslemek için. İçimde kelebekler uçtu; hemen bir koşu gidip aldım. Sanki ben süsleyecekmişim gibi heyecanlandım.
Oğlumda artık tanışacak o duygularla bağlanacaktı..Gelecek onlar değil mi?
Doya doya yaşayalım cumhuriyet coşkusunu...87. yıl hepimize kutlu olsun,geleceğimiz olan minikler hep korusun..

20 Ekim 2010 Çarşamba

ANNE OLMAK...

Çok istemek,ağlamak,içten içe merak etmek,bir varlığı içinde hissetmek. Ah Eren bana neler yaşattın sen.
Önce hiç yoktun. Bir türlü bizimle olmadın. Direndim,sabrettim,ağladım,koşuşturdum,bıraktım. O kadar çok istedim ki rüyalarımda seninleydim. Uyanınca bittiğim anları yaşadım. Her ay bitmek bilmeyen testler iki çizgi görebilme hayali...
Sonra olmayacak bu dedim rüyalarımda yaşayım. Gerçek hayatla boğuşurken bir türlü olmayan hastalığımda son ana kadar bekledim. Ve sessiz sedasız aldığım teste iki çizgiyi gördüm. Defalarca baktım. Gece uyandım gittim baktım doğru mu diye. Babanla hep temkinli sevindik. Hayalkırıklığı yaşamak istemedik.
Kan testinin sonucun aldığımda 580 Bhcg görünce kalbimin duracak kadar hızlı attığını hatırlıyorum.
Kalp sesini duyuşumuz,her ay gittiğimiz kontroller. Rüyalardaki buluşmamız artık gerçekti.
23 EKİM 2007...Minicik bir beden kucağımda nefes almaya çalışırken ben hayatımın en mutlu anını yaşıyordum.
Seni o kadar çok seviyorum ki miniğim hiç yokmuşum gibi geliyor senden öncesi. 3 yıldır varlığınla hayatımızın neşesi rengisin. Sen benim küçük adamım,minik arkadaşımsın.
İyi ki doğdun kuzum yoksa hep yarım kalırdım. İyi ki doğurdum kuzum seni yoksa dünya sensiz anlamsızlaşırdı..
Cuma günü kutlayacağız doğumgünün. Bun niye şimdi yazıyorum. Yarın dedeciğinin ameliyatı var. Sonrasında fırsatım olmayabilir.
Anne olmak şerefini bana layık gördüğün için çok teşekkür ediyorum bitanem. Baban ve ben seni çooooooooook seviyoruz. O minik ellerini hiç üzerimizden çekme,dilediğini yaşa,sevgi dolu bir çocuk ol...

16 Ekim 2010 Cumartesi

SON GÜNLERDE


Kreşin bize katkıları çok oldu ve hissettirmeye başladı. Eren eve her geldiğinde o gün olanları en ince ayrıntısına kadar anlatıyor. Öğrendiği şarkıyı yada tekerlemeleri söylüyor. Düzenli olarak sayı sayıyor . Düzene alıştı. Oyuncaklarıyla çok güzel oynuyor, onları konuşturuyor.

Şunu düşünmüyor değilim. Kreşin sağladığı düzeni,alışkanlıkları ben neden başaramadım. Şu sıralar kendimi sorguluyorum. Yaptığım yanlışlıkları,yapmadıklarımı düşünüyorum. Ama içimde huzur var. Eren mutlu dolayısıyla biz de mutluyuz.

Doğumgününe az bir zaman kaldı. Öğretmeniyle konuştum. Kreşte kutlayacağız. Çok sevinecek mutlu olacak eminim. Şimdiden söylemeye başladı. Doğumgünü için aldığımız kıyafetleri hergün giyip foto bile çektiriyoruz. O sevindikçe ben seviniyorum , herşeyi yerinde zamanında görsün bilsin yaşasın istiyorum.

Kreşte öğrenip bize söylediği şarkılar..

'' bini bini bi kuş konmuştu,peenceyeme konuştu,aydım onu içeyiye ,cik cik ötsün diye,pı pı edeeken canlandı,ellleeeyim bak boş kaldı.''

''bi elimde beşşş paamak şay bak şay bak şaaaaay bak..bi idi üç dört beş''

Geçenlerde mama sandalyesine oturdu çorbasını içecekti. Bi baktım ellerini açmış ''yemezsem büyüyemem ,okuluma gidemem,çabuk çabuk yiyelim,okkulumuuzaa gideelim.'' dedi.

Şaşkın şaşkın baktım. Yedim bitirdim.

Bu kadar güzel şeyin yanında sabrımızı zorlayan isyanlara götüren vukuatlar da olmuyor değil. İstediği bişey anında olmalı. İstediği bişey hemen alınmalı. Her kıyafeti giymiyor,çoraplarına kadar karışıyor. Dışarı çıkarken,uyurken terlik giymek istiyor. Kreşe giderken mutlaka yanında bişey götürüyor. Geçenlerde terliğini götürmüş. Bazen durup dururken ağlamaya başlıyor saatlerce sürüyor bu durum. Ne dediğini anlamıyoruz ve söylemiyorda niçin ağladığını. Sadece salya sümük ağlıyor. Bişeyi başaramadığı zaman sinirlerniyor''yapamıyoorum'' diyerek sinir krizlerine giriyor. Bu babası ve benim için çok ama çok yorucu olmaya başladı. Kesinlikle ikna olmuyor. Tatlı dil,ödül , ceza hiçbirisi işe yaramıyor..Bu da zamanla geçer diyip sabrediyoruz.

Geçen gün oyuncaklarını elbirliği ile düzenledik eskileri ayırdık . Oynamadığı oyuncakları okula anasınıfına verdim. Kendi oyuncaklarını mutfakta kullanılan plastik çekmecelere yerleştirdim. Çok iyi oldu. İstediği oyuncağını alıp oynuyor geri yerine koyuyor:)

Son günler de biz böyleyiz işte. Biraz resim ekleyip postu tamamlayalım.

GECE 1...

Hala ayaktayım uyumadım...blog şablonu ile uğraştım. Severim değişiklikleri ama kolay kolay da alışamam. Eski düzen hep devam etsin isterim. Gözüme asla dağınık görünmemeliler.
Gece 1 ve ben ayaktayım. Oysa uyumalıyım....Zira sabahın köründe evde kalk borusu öttürecek bir minik var...
Sevgiyle.

14 Ekim 2010 Perşembe

Sevgili Günlük..

Sevgili Günlük
Sabah dit dat dit dat sesleri ile ahali olarak uyandık. Erenimo hala kucağımda horr horr uyurken keyfini bozmadım.
Babamız giyinirken Eren uyandı ve ok misali yerinden fırlayarak tuvalete koştu. Sonrasında giyinme hengamesi. Genellikle Eren'in kıyafetlerini akşamdan hazırlarım. Beyefendinin beğenmesi gerekir ama:) Baba oğul giyindi süslendi püslendi anneyle vedalaşıldı yola koyuldular.
Anne evi hemen toparladı giyindi ve okul yolunu tuttu.
Anne okulda gırtlak patlattı öğretmeye eğitmeye çalıştı. Arada öğrencilerine Erenimo'nun maceralarını da sıkıştırdı. Ders bitti anne eve gitti. Sonra kapı açıldı ''ben geldim'' diye küçücük bir ses duyuldu. Anne sevdi öptü kokladı..
Sonra uyku vakti geldi. En sevdiği oyuncağı eline verildi. Bi müddet sonra horlama sesi duyuldu:)
Anne yemek yaptı nete takıldı. Ütü yaptı.
Günaaaydı diye bi ses duyuldu. ERen uyandı. Çorabasını içti. Tv zamanı için seçtiği çizgi filmi izledi. Sonra annesiyle oyuncaklarını düzenledi. Kağıtlardan kes yapıştır yaptı.
Veee babiş geldi. Babasıyla rutin bakkal ziyaretini yaptı.
Yemekler yendi arabalarıyla oynadı. Hayvanlarına konser verdi. ARada bize şarkılar söyledi.
Saat 9 buçuk gibi ''hadi çocuklar uykuya'' yazını okudum salıncağında rüyalarına daldı.
Yarın aynı gün aynı tempo..

13 Ekim 2010 Çarşamba

is-ta-tis-tik...

Kimsecikler beni mimlemedi ama Sevgili Başak'ın yaptığı gibi bende araştırdım. Bloğumda okunan top 5 konu nelermiş...
Bu bilgiye kumanda panelinden istatistikler butonuna basıp tümü diyorsunuz hepsi bu kadar:)
İşte bizim top 5'imiz..
  • Calliou(kayyu)...Hemen hemen her evde izlenen bir çizgi filmin analizini yaptığım için dikkat çekeceğini biliyordum. Kayyu yine yüzümü kara çıkarmadın:)
  • Terrible Two ve Sağır Eden Bağlıklar..Eren'in ilk 2 yaş krizleri ve konuşamadığı için herşeyi bağırarak anlatması üzerine yazdığım bir yazıydı.
  • 14 aylık bebeğin gelişimi: Valla yorum yok:)))
  • Ayşe ARMAN'A NEHİR İÇİN evet: Beni en mutlu eden bu oldu. Eğer Ayşe Arman'ın bu duruma evet demesine ufacık bir katkım olduysa ne mutlu bana..
  • KUDURDUM kuzenimle... Bol resimli bir post olduğu için sevilmiş sanırım.

En keyif aldığım mimlerden biri oldu..

Bende Aslı lena, İkizlerin bitanecik annesi Dilek,Kaaadeşim Enise ...Mimleyiveedim..

6 Ekim 2010 Çarşamba

Kreş Sohbetleri

Kreşe ilk başaldığımız zamanlarda Eren kreşte nasıl vakit geçiriyor diye merak ediyordum. Eve geldiğinde kreşle ilgili sorularımıza istediğimiz dönütleri alamıyorduk.
Son üç haftadır biz sormasakta kendisi anlatmaya başladı. En güzeli hiç ummadığımız anlarda kreşte öğrendiği şarkıları ve hikayeleri söylemesi.
Aklıma gelen birkaç kreş sohbetini yazıyım dedim...
- ,,,sevlay öötmenim alçın beni.
- biz bugün pilav yedik. Dede çoobası içtim.(mercimek)
- tik tak tik tak hikaaaye şaati başlıyooo.
- Hiyadet öötmenim bugün yemekte yanımda otuudu.
- Benim yatağım yok..niyeeee
- Yiğit var ya o şüt içti uyudu.
- beenim aakaşlarım uyudular.
- Anne benim işim yeede..( iş dediği o gün yaptığı etkinlik)
- Düyiye öötmenim bana bakmıyoo(5 yaş grubu öğretmeni)
- 'mırnav mıynav piş kediler..
- elimiz yıkarken elleyy havaya diye baarıyoş.
- Yemeğimizi öötmenlerimiz koyuyor.
Şimdilik aklımda olanlar bunlar. Ama gün geçtikçe anlattığı hikayeler ve olaylar git gide artıyor.

3 Ekim 2010 Pazar

İSTEK SAATİ

davulla oyuncaklarına verdiği kısa konser...
Anne tüm işlerini bitirmiş kendini koltuğa tam bırakacakken ordan bir ses duyulur.

- Anne su ittiyooom.

Anne ilk seferinde gider suyu verir. Eline dergisini alır tam okuyacakken bücür bitiverir yanında...

- Anne kek ittiyoom.

Anne içinden oflar puflar ama emir büyük yerden hiç sesini çıkarmaz keki verir. Kek biter ortalık toplanır yeniden su verilir.

Anne gerçekten oturmak istemektedir.

_Anne kakam vaaamışş.

Birlikte tuvalete gidilir bücür klozete oturtulur yanında anne de tabureye oturur. Saatlerce konuşulur aynı sorular defalarca sorulur ve aynı cevaplar verilir. Temizlik seyansı biter. Nihayet oturma safhasına geçilir.

Anne az da olsa dinlenir. Sonra akşamın 9'unda bücür başlar deli gibi ağlamaya ....

- Ben davul ittiiiiyooom. Bana davul almayı unuttunuz...

Önce hiç oralı olmaz anne baba..Ama ağlama hiç bitmez. Yaklaşık 15 dakika ağlar da ağlar. Dayanamayan anne baba ikilisi apar topar biner arabaya açık olan markete gidilip davul alınır..

GÜnünmüz sürekli Eren'in bitmek bilmeyen istekleriyle geçiyor. Asla şikayetçi değilim ama bazen çok yoruyor ve imkansız olabiliyor. Sınırı bilmediği zamanlar oluyor..Ve son zamanlarda cevap veriyor bize. ''hayır uyumam''.''gitmem'' ''yemem'' ''giymem''...

2 yaştan sonra herhangi bir sendrom varmıydı benim kaçırdığım...

27 Eylül 2010 Pazartesi

okul yolunda....

sabah kalktık. saat 6 civarı. Erenimo okul için motive edildi. Bunun için giydirilip foto çekildi. (terlik ayrıntısına dikkat çekerim. bu ayrı bi post konusu)
Önden arkadan sağdan soldan her yönden çekim yaptık..

Gül diyince aniden dişler görünüyor..








Sponsorumuz Ben 10 abiye teşekkürler...


21 Eylül 2010 Salı

Öyle Bir Geçer Zaman ki...........


Dizi enflasyonu yaşandığı şu günlerde seçerek izlediğim dizilerden biri oldu. Henüz 2. bölüm yayınlandı ama beni aldı götürdü. Özellikle 68 dönemi yaşananlar hep ilgimi çekmiş kitaplarını belgesellerini filmlerini izlemişimdir.

Şimdi bu miniğin bloğunda dizi ne alaka diyeceksiniz.. Erenimo ile yatmadan önce kol sevme seyansları yaşarız. Kucağıma yatar elini koluma götürür sevmeye başlar. Benim için terapi gibidir o anlar. İşte bu akşam dizinin bir bölümünde öyle bir sahne vardı. Gözlerim dolu dolu izledim. Osman'ın yanına yattı annesi minik annesine döndü gömdü başını göğsüne ve kolunu sevmeye başladı. İşte o an koptum. Sonra elleriyle annesinin saçlarını okşadı.

O an anladım oğlumla aramızda kurduğumuz bağ bambaşka...Emmeyi bıraktığında çok yıkıldığımı ağladığımı beni sevmeyecek artık dediğimi hatırlıyorum. Şİmdilerde aklımda inşallah kucağımı kolumu bırakmaz diyip duruyorum.

Zaman bizim öyle bi geçsin ki hep tebessümle hatırlayacağımız anılar bıraksın...

20 Eylül 2010 Pazartesi

ömey bana ayaba veymiyooo

bu cümle beni o kadar mutlu etti ki...hani niye diyeceksiniz? içinde bir sürü olumsuz durum var?
Erenimo'nun kreş macerasını hepimiz biliyoruz. Biraz sancılı bir süreç olsa da sonunda alıştı. Ama kreş dönüşü fazla dönüt alamadığımız için kreşte yaşadıkları bizim için bilmeceden öteye geçemedi.
Bu akşam oğluşla kuleler yapıp yıkıyoruz. Araba yarışları oynuyoruz derken birden ''Ege'nin terlikleri var'' dedi. ( bu arada terlik manyağı bir oğluşum var)
'Ege kim oğluşum okuldan mı dedim''
'' ötmennlerim ona ege diyorlar dedi.''
hazır iletişim başlamışken kurcalayım dedim.
''hımm peki arabaları kimle oynuyorsun okulda''
''atahan ve ömeyle oynuyorum ''dedi ve devam etti.
'' ama ömey bana ayaba veymiyooo''
ben gülmeye başladım '' peki sen ona veriyor musun?
''hayır'' dedi
böyle devam etti. Aslında ömer'i çok seviyormuş. Onunda memişi varmış:)) gibi bir sürü şey anlattı.
AH güzel oğlum arkadaşın olmuş kavgalara başlamışsın kendince diyaloglar geliştirmişsin.
Sen büyümüşsün...

17 Eylül 2010 Cuma

neler...neler..
















uzun zaman oldu bloğa yazmayalı. resim video yüklemesi yaptım ama elim klavyedeki tuşlara bir türlü basmadı.





bayramda tatile gittik. uzun zamandır ihtiyacımız olan bişeydi. alanya'da aska costa otele yer ayırttık. Yolculuğumuz çok keyifli geçti. Eren koltuğunda bizimle sohbet ederek ve bazen uyuyarak tamamladı yolunu. Otelimiz çok rahattı. Büyük yatak dışında iki tanede küçük yatak vardı. Erenimo yemek olayı dışında herşeyi keyifle yaptı. Bol bol havuza atladı kaydı kendince yüzdü. Mini discoda sadece seyir keyfi yaptı.





Bir ara ev diye tuttursa da herşey güzeldi.





Dönüşte ertesi gün kreşe nasıl gidecek diye düşünürken hiç ağlamadı! Öğretmenlerine tatilini anlatmış. Discoda oynadığını söylemiş. İçim çok rahat artık. Seviyor ve seviliyor oğluşum.





Okul başladı..bu sene herşey çok farklı olacak...





5 Eylül 2010 Pazar

NEHİR....

en zor yazım olacak..katıla katıla ağlamak istiyorum ama sessizce süzülüyor yaşlarım..
annesinin deyimiyle nehir'im akıyor..
http://http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/nehirim-akyor.html

1 Eylül 2010 Çarşamba

fotoroman

en büyük huzur keyif...kollarımda erenimo. kokusu burnumda , nefesi nefesimde..
poz veren erenimo...ben lisede öğrenmişken bilgisayarı şimdilerde 3 yaşında bir bebe herşeyini biliyor.





seni seviyorum aşkım...


29 Ağustos 2010 Pazar

benim için...


bu postu sadece ve sadece kendim için yazıyorum. yapmam gerekenler var ve artık zamanı geldi çok geç kalındı hatta..

buraya yazıyım ki unutmayım yapmazsam kafamı taşlara vurayım.


  • 7 kasımda KPDS sınavı var. ^13 eylülde başvuru var.

  • 28 kasımda ALES var. 4 ekimde başvuru var.


şimdi yarın gidilecek birer kitap alınacak çalışılacak sonra seneye baş vurulacak gerisi Allah kerim:)

25 Ağustos 2010 Çarşamba

büyürken...

zaman sen nelere kadirsin...şöyle geçmişe dönüp baktığımda neler neler geçti ne hüzünler ne güçlükler ...insanoğlu unutmasa yaşayamazdı herhalde.
Ben çocuklara aşık bir insanım. Çok severim minik yürekleri. Evlendiğimde 2 yıl sonra çocuğumuz olsun diye bir plan vardı kafamda. Ama her zaman planlarınız sizin istediğiniz gibi gerçekleşmiyor.
Biz eren'e kavuşmak için 5 yıl bekledik. Beklerken çok yorulduk. Ağladım yıprandım...HErşeye gerçeklere kapattım kendimi. Pasif hayattan fazla beklentisi olmayan sadece işle yoğunlaşan bir insan oldum çıktım. Hayatı esprili yönleriyle yaşarken fazlasıyla karamsar bir insan olup çıkmıştım.
Bıraktım düşünmez oldum ve yaptığım bir testle değişti hayatım. Koskaca 9 ayı karnımda tepiciklerle geçirdim. 23 ekimde kucağımda mis kokunla tanıştım. Emzirme savaşları gaz çığlıkları diş sancıları ilk adımları ilk sözcükleri derken bugün elime verdiği o kağıt parçası beni benden aldı gitti.
Oğlum okullu olduğundan beri beni bambaşka duygular esir aldı. Bugün koşarak yaptığı çalışmayı getirdi. O kadar masum o kadar eren'ce bir çalışmaydı. Bayıldım öptüm kokladım yavrumu. Herşey bitti herşey unutuldu. Yıllarca negatif çıkan testler hastane koridorları herşey bitti gitti.
O kağıt parçası bana mutluluk getirdi. Büyürken oğlum beni de büyütüyor büyülüyorsun...

22 Ağustos 2010 Pazar

yazdım gitti...

Yazasım var...ama nerden nasıl başlayacağımı neleri yazacağımı bir toparlayabilsem. Erenimo ile yaşadığımız anlık görüntülerden sohbetlerden mi bahsetsem; hayatın içinde kayboluşumu hissettiğim yalnızlığın ve korkularımdan mı bahsetsem.
Şimdi baba oğul fosur fosur uyuyorlar. Uyumak insanları ne kadar masum saf temiz bir hale sokuyor. Hele Erenimo..uyurken ona her baktığımda gözlerim doluyor. Kızdığım anları yada istediği bişeyleri yapamadığım anları düşünüyorum. Uyurken çok masum oluyor.
Sabah olacak yatağından kalkacak ''anneee ben tenli su ittiyoom' diyecek. Hemen suyu gelecek. Kıyafetlerini getirmeye başladığım anda ağlamaklı bi sesle ''okula gitmiceeem'' . Binbir tebessüm ikna yöntemiyle arabaya bineceğiz. Koltuğuna kurulacak hiç konuşmayacağız. Okul yoluna girdiğimiz anda ben gitmeeem diye ağlayarak kucağımda okula teslim edeceğim...
DÜn gece rüyasında konuşuyordu..''Anneme götür beni diyom sana'' . Çok güldük babasıyla.
Hele diyologlarımız...
Kıyafetini giydirdim. ''Eline şağlık anne''
''Afiyet olsun bitanem''
'Anne o yemekte söylenir...''

''Anne pencereyi açma sinek girer.''
Soruları hep değişik hem de cevaplanamayan türden. Cevaplarken genelde gerçeklerden bahsetmeye çalışıyorum ama bazen öyle bi soru soruyor ki bakakalıyoruz..
Oyuncaklarıyla ilişkisi günlük kısa ilişkiler. Çok maymun iştahlı ama bir oyuncağına taktı mı günlerce gözününü önünde tutuyor. Oynamasa bile onun varlığını hissetmek istiyor sanırsam.
Evde tüm mahalleye yetecek top var. Küçük büyük renklisi baskılısı yani her türden topları var. Gün içerisinde oynadığı süre maksimum 5 dakikadır. Ama onlar gözünün önünde olmalıdır.
Arabaları aynı modelden her renk olma kaydıyla sayılamayacak kadar...Onları sıraya dizip koca bir galeri yapma girişimleri oluyor genelde. Çok güzel araba sürer. Kontağı çevirir çalışma sesini verir ve ıııııın ııııııııın diyerekten evi dolaşır. Belki oynama süresi en fazla bu oyuna ayırır.
Dergilere gazetelere bakmaya resimleri yorumlamaya bayılır. Ama bunu birlikte yapmalıyız. Ne hikayeler türetiriz dergideki resimlerden. Tabi ki favorilerimiz anne bebek dergileridir.
Gece uyanmaları çok olduğu ve artık beni çok yıprattığı için yer yatağı yapmayı denedim. ve çözüm oldu sayılır. Anne oğul oturma odasına taşındık. Baba yatak odasında saltanatını ilan etti. En azından bir kere uyanıp su istiyor. Yer yatağını sevme nedeni 360 derece dönüp yattığı noktaya geri dönmeyi başarabilmesi sanırım.
Yemek düzeni özellikle kreşe başladıktan sonra çok ilerledi. En azından boğazından çorba dışında değişik tatlar geçmeye başladı. Makarna pilav patates börek...Yemek yemeği bir ritüel halinde yapıyoruz. ''ömlüğü getir anne'' önlüğü takılır kaşıklamaya başlar. Tabi bu süreç oyuna dönmediği sürece muhteşem bişey.
Tuvalet eğitimimiz tamamen bitti. Artık çiş kaka doğruca klozete...Gecede kaçırmak yok.
En kötü özelliği saplantıları yada takıntıları diyeyim..Örneğin bir terliği var sürekli ayağında gece yatarken bile...Ben10 baskılı bir bardağı var suyu sadece onda içiyor. Çorapları asla uzun olmayacak..
Yazasım vardı yazdım gitti...

21 Ağustos 2010 Cumartesi

tuvaletten naklen yayın...

http://vimeo.com/14265611
izlemeniz şiddetle tavsiye edilir....

18 Ağustos 2010 Çarşamba

kreş güncellemesi(nurturia saolsun:))))))

Hangi başlığı atsam diye düşünürken nurturia'da kullandığımız meşhur kreş güncellemesi aklıma geldi. Sen çok yaşa nurturia..

Evet kuzu pazartesi itibariyle kreşe başladı. Eren'in tavrı tarzına göre bu işi kolay hallederiz hiç sorun olmaz nasıl olsa yarım gün gidecek iç seslerine karşın Erenimo bizi fena yanılttı.

KREŞ 1. GÜN: Akşamdan eşyalarını hazırladım. İçimdeki kelebeklerle uyuduk. Sabah kalktık. Okula gideceğini biliyordu. Anlata anlata okula geldik. Öğretmeni karşıladı. Bizim ki hemen oyun parkına yöneldi. Diğer çocuklarla oynamaya başladı. Bende öğretmeniyle bikaç konuyu konuştum. Baktım bizim ki kendi deyimiyle komacan kamyonlara saldırmış oynuyor. kapıya yöneldim. Ve eve doğru yol aldım. İçimde tuhaf hisler ve seslerle eve geldim. Müthiş bir boşluk sessizlik..Hep şikayetlendiğim kendi kendime kalamadığım diye hayıflandığım günlere inat hiç keyfim yok. Evin tadı tuzu yok. Elim kolum kalkmadı oturduğum yere çakıldım. Sonrasında saat geldi erenimo'ya doğru yolculuk başladı. Koşar adım kapıya yöneldim.

içerde kuş gibi bi ses''kim delmiş?' anne diyince o nasıl bir ağlama anlatamam. Saatlerce sarıldık bana kızdı...Doğal olarak ağlamış. Bİzi aramış öğretmenine kızmış..Beklemiyordum. O kadar keyifli bırakmıştım ki..hemen komplo teorileri ürettik eşimle.. acaa kızdılarmı üzdülermi...v.s v.s..sonrasında kendine geldi ve anlattı. olumsuz bir durum yoktu.

KREŞ2.GÜN: Sabah boyalarını kreşe bırakalım telkiniyle yola düştük. eline küçük poşetini verdim. İçinde yedek kıyafetleri. Bakıcı annemiz karşıladı bu kez. İçten güleryüzlü bi kadın. Tuttu elinden minno'nun hadi dolabına koyalım derken içeri süzüldü . Biz babayla sap misali yine kapıdaydık. Öğretmeni geldi tavrı nedense bize profesyonel gelmiyor. Allah'tan diğer öğretmen seçeneğimiz var. Belki çok iyidir ama ısınamadıuk nedense. Eve geldim ..uyusana be kadın. Başka zaman olsa dövünür durursun..Eren yok ya ben yine meşhur koltuğa gömüldüm elimde bilgisayar...(nurturia sen yine yaşa)

Almaya gittik. Düne göre gayet iyiydi. Öğretmenin ağzından kerpetenle alıyoruz lafları. Eşimde bende tedirginiz biz doğru mu yaptık diye.

KREŞ 3.gün: Kıyafetlerin kendi seçti. Gömlek giyecem dedi. Süsledik püsledik arabaya bindik. Okulun kapısına geldik diğer öğretmenimiz gelmiş. Görünce ısındım. Daha profesyonel. Erenimo içeri gitti ama ağladı bu sefer. Bakıcı anne bizi sakinleştirdi. Eve geldim. Ev dolu bu sefer kardeşimler var. Uyumaya çalıştım. Kalktım oyalandım. Dedesiyle almaya gittik. Teyzesi Burdur'a gidecekti görmeden gitmeyim diye onlarda geldiler. Servis şöforüyle karşılaştık kapıda. Eren yemek yiyor diye. Sevindim ilgileniyorlar en azından tüm personel. Erenimo 5 yaş grubu öğretmeni ve Sevgi öğretmeniyle geldiler. Bugün düne nazaran iyiymiş. Sevgi öğretmenini sevmiş. iletişimini kurmuş. Bende sevdim. Bugün bende oğlumda daha iyi eve döndük.



Süreç böyle ilerliyor. Bende Eren'de alışacak. Biz çok yapışık bir ana oğuluz. Birbirimizin arkadaşıyız. ÇOk kavga ederiz çok oynaşırız..Niye zor geliyor diye sorarsanız

15 Ağustos 2010 Pazar

notlar...

  • yarın kreşin ilk günü.
  • çantasını hazırladım gözümden yaş döküldü dökülecek. (ben bu sıpadan nasıl ayrılırım bilmem ilerde)
  • akşam alışverişe çıktık bir terlik krizi yaşadık ve erenimoya bininci terliğini aldık.
  • vesikalığını çektirmiştik ben böyle bir masumiyet görmedim...bakıp bakıp seviyorum.
  • içimde kelebekler uçuyor.
  • içimde korkularda yok değil.
  • ah içime tüküresim geliyor.
  • iş hayatımın temeline bomba konuldu. her an tetikteyim.
  • bloğu herşeye rağmen sürdürebildiğim için kendime şaşıyorum.
  • kızkardeşim hamile hemde 4 aylık. artık yazabilirim.
  • kendimi bakıma almam lazım.
  • su içmek hayattır.
  • evdeki işten fenalık geldi. ütüden çamaşırdan ve yemek yapmaktan...erkek olmak varmış.
  • bir milyonuncu kez yüksek lisans yapmaya karar verdim.
  • niğde'yi terk etmek istiyorum...

12 Ağustos 2010 Perşembe

başlarken...


Yaz ha geldi gelecek derken cee ee yapıp gidiyor...ve bitenlerle birlikte hayatımızda yeni başlangıçlar bizi bekliyor.

İlk ve en önemli başlangıcımız kreş...Erenimo artık okullu oluyor. Pazartesi günü kreşe ilk adımlarını atacak. İçimden bir ses bunun hiç kolay olmayacağını söylüyor. Hem onun için hem de benim için. Çok klişe bir tabir olacak belki ama biz kuzuyla bir elmanın yarısı olduk. Her zaman sevişmesekte kavgalarımız bile bizi bağladı desem...Çok mu duygusala bağlarım olayı. Uyku saatleri dışında pek ayrı kalmadığımızdan kreş zamanı ikimize de zor gelecek. Ama biliyorum ki Eren için bu büyük değişimlerin başlangıcı olacak. Paylaşmayı,yemek yemeyi(evet yemeyi!) ,şarkıları v.s bir sürü şey öğrenecek. Konuşma konusunda yaz boyunca büyük ilerlemeler kaydettik. Herif deyimleri bile öğrendi. Ama paylaşım konusunda büyük bir canavara dönüşüyor. Benim ayakkabılarımın bile takipçisi oldu velet.

Diğer başlangıçlar benim iş hayatımla ilgili..umarım beni üzecek şeyler yaşanmaz..detaylandırmak istemiyorum.

Yaz boyunca kardeşler biraradaydık. Hem yorucu hem de bir o kadar zevkli bir tatil oldu. Özellikle Şevval (yeğenim) ile Eren'in maceraları ablamla beni sinir hastası etse de yine de güzeldi..Var mı baba ocağı gibisi.

Şöyle kafamı toparlayabilirsem tatilde yaşadığımız herşeyi yazmak istiyorum. Zira tepemde ayaklarıyla saçlarımı tiftik keçisine çeviren bir velet buna izin vermiyor...

5 Temmuz 2010 Pazartesi

tatil güncesi







1 temmuz itibariyle tatile kocaman bir merhaba dedik kuzucukla...aslında bitenler başlayanlarla başladık bu tatile. okulumda birçok arkadaşımıza veda ettik. birlikte onca yıl çalıştığımız arkadaşları uğurlamak içimizi burksa da her zaman yenilikler insanları memnun eder diye düşünüyorum.



bizim hayatımızda da yenilikler gelişmeler oldu. babamız önemli iki ameliyat oldu. birisi katarakt diğeri ise gerçi daha olmadı göz ameliyatı yine. şimidlik herşey yolunda artık görüyorum nidalarıyla evde geziniyor kociş. üstüne üstük müthiş bir performansla hafta sonu mali müşavirlik sınavlarına girdi. haftayada kpss sınavı kutluyorum onu. Fırsatım olsa bende böyle bir maratona girmeyi çok ama çok isterim.



hafta sonu babamız ankara'da olduğundan bizde ananemiz ve dedemiz de kaldık. Gariplerim eren'in gerçek yüzüyle karşılaşmanın vermiş olduğu şaşkınlıkla hafta sonunu bitirdik. Erenimo çok ama çok hareketlendi hırçın dilli düdük bişey oldu çıktı. lafına laf veremiyoruz temposuna imkanı yok ayak uyduramıyoruz. hala anneci bilmiş bıdık. paçamda dolanıp duruyor.



ben tatile başladım ama müthiş bir yorgunluk uyku hali var. inşallah bu miskinlik üzerimden gider bir an önce. fotolarla yazımı bitireyim..

15 Haziran 2010 Salı

-anneziiim(annecim)
yıllardır bu sesi duymak için bekledim didindim ağladım yıprandım direndim...nedir şimdi verdiğim bu savaş,öfke nöbetleri. oğluşuma patlamam..beni güçlü mü yapıyor bu durum. ona değil ki sinirim. çevreme yaşayamadıklarıma başaramadıklarıma ama neden ona patlıyorum?
pişmalığımın haddi hesabı yok..her seferinde özürdiliyorum ve o kocaman siyah gözleriyle 'damam' diyor.
ah güzel oğlum anneciğini affet söz veriyorum seni öfke nöbetlerime maruz etmeyeceğim. seni o kadar çok seviyorum ki...sen benim bu dünyadaki tek arkadaşımsın. günümü aydınlatansın.
başlık bile bulamadım o kadar kızgınım kırgınım ki kendime ilerde okumaya bile yüzüm olmayacak ama silmeyeceğim.........

26 Mayıs 2010 Çarşamba

vukuat var!!!!

Hiç aklıma şöyle diyeceğim gelmezdi..Gaz sıkıntını,diş acılarını,emmeni özledim be yavruş. Şimdilerde onlarda dertmiymiş diyorum.
Büyüyorsun dolayısıyla keşfetmeye bayılıyorsun. Ama gel gör ki herşey keşfedilmez sana zarar verebilir. Herşeyi anlamana rağmen bunu bir türlü anlamıyorsun. Belki de ben anlatma yolarını bir türlü beceremiyorum.
Çalışan anne olmama rağmen birlikte çok vakit geçirebiliyoruz. Ama senin de benim de özgürlüğe ihtiyacımız var. Birbirimizi özlemeye yaşadıklarımızı anlatmaya ihtiyacımız var. Maalesef seni evde kendi haline bırakamıyorum. Çünkü bütün tedbirleri almama rağmen mutlaka kendine zarar verecek bişey buluyorsun. Sana fanusta yapamam ki bebeğim!
Dün okuldan geldim uyuyordun. Babannen namaz kılıyordu. yatak odasına geçtim etrafı topladım. babannenin yanına gittim. Kadıncağız bembeyazdı..Anladım ki yine vukuat var!!
gözle kaş arası benim saç düzleştiricisini alıp tv nin fişine sokmuş . TAbi ısınıca eli yanmış bağırmaya başlamış.
Duyunca şaşırmadım ama telaşlandım kendime kızdım. Biraz daha tedbir almalısın diye.
uyandığında sorduğumda lafı değiştiriyor. Suçlu olduğunda her zaman yaptığı taktiktir bu:)
Akşam babası banyodayken kapısında tepiniyordu. Bende yemeği hazırlıyorum ses kesildi. KOrkmak gerekli ses kesildi mi bir iş üzerindedir. Gittim baktım çamaşır makinesinin musluklarından birini açmış su akıyor. Akan su bir kutu dolusu deterjanın içine akıyor. Heryer göl olmuş...Kızsam mı ne yapsam bilemedim..
içimden bir ses daha yeni başlıyoruz diyor:)

24 Mayıs 2010 Pazartesi

küçük öğrencim...

Kapıdan içeri girer girmez hemen oynamaya başladı. Kırk yıldır ordaymış gibi..Erenimo artık okullu oldu. Ağustosta başlayacak. İçim bir tuhaf..Emin değilim. Kreşi araştırdım şimidlik herşey yolunda gibi ama...Erenimo kozasından çıkıp kelebek olup uçup gidecek.
Bağımsızlaşacak...Etkileşimle öğrenecek..Bilemiyorum dedim ya içim bir tuhaf..
Önümüzde daha zaman var. Ama artık başlamalı diye düşünüyorum. Arkadaşlarıyla etkileşime girmeli öğrenmeli. Yarım günlük programa yazdırdık.
ufff çok saçma yazıyorum. Başlayıp yüzünde gülücükler gördüğümde içim rahatlayacak..
Kreşimiz http://www.sumankres.com/..
bu arada doktora gittik. yaraları için şampuan verdi. 14 kg 90 cm olmuş oğluşum. herşey gayet normal güzel dedi. Erenimo hiç ama hiç ağlamadı.
galiba anne ağlayacak:(

22 Mayıs 2010 Cumartesi

düşe kalka büyür mü?

Eren büyüdükçe kazalarımız artıyor. keşfetmek denemek istiyor ama bazen tehlikenin farkında olmayabiliyor.
Bugün olağan kahvaltımızı yapıp anne ev işlerine dalmıştı. Oturma odasını süpürme işine girişmişken erenimo koltuğun tepesinde hopluyor baba nete dalmıştı. Eren'i bikaç kez uyarmamıza rağmen deli danalar gibi hoplamaya devam etti ve beklenen son! iki koltuk arasına tepe taklak düştü. Babasıda bende yetişemedik. Çok ağladı kucağıma aldım sakinleştirmeye çalıştım ama olmadı. Bir yandanda sinirlendik. çok uyardık ama bir türlü anlamadı. Gözünde bir çizikle atlattık bu kazayı.
Bu kazalar daha çok başımıza gelecek gibi. Akşama kadar sürekli takibindeyim. kısıtlamakta istemiyorum ama o kadar tehlikeli işler yapıyor ki müdahele etmemek mümkün değil. Düşmesine rağmen sürekli hoplamaya tepinmeye devam etti.
En korktuğum olay balkon! artık tek başına çıkabiliyor. Sandalye tabure v.s şeylere ihtiyaç duymadan..Odada yalnız bıraksam bile dakika başı gidiyorum. Acaba pencere açık mı bişeylerin tepesinde mi? diye..Çocuk bu düşe kalka büyür dediğinizi duyar gibiyim ama korkularım çok fazla...enerjisini atabileceği ortam yok..Sağlayamıyorum da..en büyük eksikliğimiz kendi odası olmaması..Evimiz olduğunda tek hayalim ona uygun bir oda dizayn etmek..
Ağustosta erenimo kreşe başlayacak...Şimdiden ona anlatmaya başladım. Hatta görüşmeye birlikte gitmeyi düşünüyorum. Çok heyecanlıyım...
Son bir not pazartesi doktora gideceğiz. Eren!in kafasının üst bölümünde ufak tefek yaralar var ve pul pul dökülüyor geçmesini bekledim ama bir türlü geçmedi. Onu göstereceğiz hem de genel kontrol var.
Şimdi mışıl mışıl uyuyor kimbilir rüyasında neler görüyor nerelerden atlayıp zıplıyor yumurcak:))

19 Mayıs 2010 Çarşamba

bizden-gündemden-den den...

ilerde mutlaka okuyacaksın bloğunu oğluşum...şöyle düşündüm de neler olup bitiyor yazmak lazım. bilmen lazım..geçmişi,yaşananları,mücadeleleri..bilmelisin.
Türkiye gibi bir ülkede yaşıyorsan bilmelisin. Geçmişte yaşanan ihtilalleri o ihtilallere verilen kurbanları...haklar için verilen mücadeleleri,hiç uğruna verilen canları...fazla açılmadan gündemle ilgili bikaç şey yazayım..
  • şu sıralar en büyük ve en komik gündem olamadığımız şampiyonluğumuz..biz kimiz fenerbahçeyiz. yanlış bir anonsla sevinen yurdum insanı atlar sahaya futbolcular sevinir..ve bi ses böler coşkuyu bursa şampiyon.:)) sevindim hem de çok fbli olarak. Anadolu haketmişti bi şampiyonluğu. şimdi herkes birbirine suç atıyor. geriye yanan tribünler kaldı!
  • diğer bir gündem maalesef göcük altında iki gündür bekleyen 30 can...bilmem sen büyüdüğünde böyle felaketler olacak mı? İnsan hayatı böyle ucuz mu olacak...insanlar umutsuz gözlerle etraflarına bakacak mı? zor bebeğim bu dünya zor..
  • CHP kaynıyor...Ve büyük bi değişim başlıyor. Kemal Kılıçdaroğlu nam-ı diğer gandi:) geliyor. Yeni soluk olur diye umuyor insanlar.
  • Bunun yanında bir sürü cinayet taciz v.s gündem sürekli değişiyor. Bunlardan bahsetmek nefesimi kesiyor bebeğim. Umarım sizlerin yaşadığı zamanlarda bunlardan eser kalmaz..umut fakirin ekmeğidir....
  • Bizim gündemimizde senin baş gösteren kıskançlığın vardı bugün..Evimize gelen küçük Efe'yi çok kıskandın. salıncağını paylaşmadın..üstüne üstük onun emziğini deli danalar gibi ağlayarak istedin. emziği bırakmana rağmen. Kardeşe katlanamayacakmısın yoksa!
  • Anne de bahar rehaveti yine geçmişe özlem var..

11 Mayıs 2010 Salı

eren konuşur..anne dinler..



  • şapıyoosun

  • çamaşır asıyorum oğlum

  • bende aşcam

  • dikkat et.

  • ha damam ederim.

...........................



  • nolmuuş

  • bişey olmamış oğlum

  • nolmuuş dedimm

  • annecim .....bla bla bla

  • ha damam o zaman.

..................................



  • anne şeni şok seviyom

  • bende oğlum.

ve bunun gibi bir yığın kelime diyalog v.s ...küçücük kucağımda mırıldanırken şimdi nerdeyse dedikodu yapacak kıvama geldik be oğluşum.