günce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2010 Cumartesi

SON GÜNLERDE


Kreşin bize katkıları çok oldu ve hissettirmeye başladı. Eren eve her geldiğinde o gün olanları en ince ayrıntısına kadar anlatıyor. Öğrendiği şarkıyı yada tekerlemeleri söylüyor. Düzenli olarak sayı sayıyor . Düzene alıştı. Oyuncaklarıyla çok güzel oynuyor, onları konuşturuyor.

Şunu düşünmüyor değilim. Kreşin sağladığı düzeni,alışkanlıkları ben neden başaramadım. Şu sıralar kendimi sorguluyorum. Yaptığım yanlışlıkları,yapmadıklarımı düşünüyorum. Ama içimde huzur var. Eren mutlu dolayısıyla biz de mutluyuz.

Doğumgününe az bir zaman kaldı. Öğretmeniyle konuştum. Kreşte kutlayacağız. Çok sevinecek mutlu olacak eminim. Şimdiden söylemeye başladı. Doğumgünü için aldığımız kıyafetleri hergün giyip foto bile çektiriyoruz. O sevindikçe ben seviniyorum , herşeyi yerinde zamanında görsün bilsin yaşasın istiyorum.

Kreşte öğrenip bize söylediği şarkılar..

'' bini bini bi kuş konmuştu,peenceyeme konuştu,aydım onu içeyiye ,cik cik ötsün diye,pı pı edeeken canlandı,ellleeeyim bak boş kaldı.''

''bi elimde beşşş paamak şay bak şay bak şaaaaay bak..bi idi üç dört beş''

Geçenlerde mama sandalyesine oturdu çorbasını içecekti. Bi baktım ellerini açmış ''yemezsem büyüyemem ,okuluma gidemem,çabuk çabuk yiyelim,okkulumuuzaa gideelim.'' dedi.

Şaşkın şaşkın baktım. Yedim bitirdim.

Bu kadar güzel şeyin yanında sabrımızı zorlayan isyanlara götüren vukuatlar da olmuyor değil. İstediği bişey anında olmalı. İstediği bişey hemen alınmalı. Her kıyafeti giymiyor,çoraplarına kadar karışıyor. Dışarı çıkarken,uyurken terlik giymek istiyor. Kreşe giderken mutlaka yanında bişey götürüyor. Geçenlerde terliğini götürmüş. Bazen durup dururken ağlamaya başlıyor saatlerce sürüyor bu durum. Ne dediğini anlamıyoruz ve söylemiyorda niçin ağladığını. Sadece salya sümük ağlıyor. Bişeyi başaramadığı zaman sinirlerniyor''yapamıyoorum'' diyerek sinir krizlerine giriyor. Bu babası ve benim için çok ama çok yorucu olmaya başladı. Kesinlikle ikna olmuyor. Tatlı dil,ödül , ceza hiçbirisi işe yaramıyor..Bu da zamanla geçer diyip sabrediyoruz.

Geçen gün oyuncaklarını elbirliği ile düzenledik eskileri ayırdık . Oynamadığı oyuncakları okula anasınıfına verdim. Kendi oyuncaklarını mutfakta kullanılan plastik çekmecelere yerleştirdim. Çok iyi oldu. İstediği oyuncağını alıp oynuyor geri yerine koyuyor:)

Son günler de biz böyleyiz işte. Biraz resim ekleyip postu tamamlayalım.

14 Ekim 2010 Perşembe

Sevgili Günlük..

Sevgili Günlük
Sabah dit dat dit dat sesleri ile ahali olarak uyandık. Erenimo hala kucağımda horr horr uyurken keyfini bozmadım.
Babamız giyinirken Eren uyandı ve ok misali yerinden fırlayarak tuvalete koştu. Sonrasında giyinme hengamesi. Genellikle Eren'in kıyafetlerini akşamdan hazırlarım. Beyefendinin beğenmesi gerekir ama:) Baba oğul giyindi süslendi püslendi anneyle vedalaşıldı yola koyuldular.
Anne evi hemen toparladı giyindi ve okul yolunu tuttu.
Anne okulda gırtlak patlattı öğretmeye eğitmeye çalıştı. Arada öğrencilerine Erenimo'nun maceralarını da sıkıştırdı. Ders bitti anne eve gitti. Sonra kapı açıldı ''ben geldim'' diye küçücük bir ses duyuldu. Anne sevdi öptü kokladı..
Sonra uyku vakti geldi. En sevdiği oyuncağı eline verildi. Bi müddet sonra horlama sesi duyuldu:)
Anne yemek yaptı nete takıldı. Ütü yaptı.
Günaaaydı diye bi ses duyuldu. ERen uyandı. Çorabasını içti. Tv zamanı için seçtiği çizgi filmi izledi. Sonra annesiyle oyuncaklarını düzenledi. Kağıtlardan kes yapıştır yaptı.
Veee babiş geldi. Babasıyla rutin bakkal ziyaretini yaptı.
Yemekler yendi arabalarıyla oynadı. Hayvanlarına konser verdi. ARada bize şarkılar söyledi.
Saat 9 buçuk gibi ''hadi çocuklar uykuya'' yazını okudum salıncağında rüyalarına daldı.
Yarın aynı gün aynı tempo..

12 Ağustos 2010 Perşembe

başlarken...


Yaz ha geldi gelecek derken cee ee yapıp gidiyor...ve bitenlerle birlikte hayatımızda yeni başlangıçlar bizi bekliyor.

İlk ve en önemli başlangıcımız kreş...Erenimo artık okullu oluyor. Pazartesi günü kreşe ilk adımlarını atacak. İçimden bir ses bunun hiç kolay olmayacağını söylüyor. Hem onun için hem de benim için. Çok klişe bir tabir olacak belki ama biz kuzuyla bir elmanın yarısı olduk. Her zaman sevişmesekte kavgalarımız bile bizi bağladı desem...Çok mu duygusala bağlarım olayı. Uyku saatleri dışında pek ayrı kalmadığımızdan kreş zamanı ikimize de zor gelecek. Ama biliyorum ki Eren için bu büyük değişimlerin başlangıcı olacak. Paylaşmayı,yemek yemeyi(evet yemeyi!) ,şarkıları v.s bir sürü şey öğrenecek. Konuşma konusunda yaz boyunca büyük ilerlemeler kaydettik. Herif deyimleri bile öğrendi. Ama paylaşım konusunda büyük bir canavara dönüşüyor. Benim ayakkabılarımın bile takipçisi oldu velet.

Diğer başlangıçlar benim iş hayatımla ilgili..umarım beni üzecek şeyler yaşanmaz..detaylandırmak istemiyorum.

Yaz boyunca kardeşler biraradaydık. Hem yorucu hem de bir o kadar zevkli bir tatil oldu. Özellikle Şevval (yeğenim) ile Eren'in maceraları ablamla beni sinir hastası etse de yine de güzeldi..Var mı baba ocağı gibisi.

Şöyle kafamı toparlayabilirsem tatilde yaşadığımız herşeyi yazmak istiyorum. Zira tepemde ayaklarıyla saçlarımı tiftik keçisine çeviren bir velet buna izin vermiyor...

5 Temmuz 2010 Pazartesi

tatil güncesi







1 temmuz itibariyle tatile kocaman bir merhaba dedik kuzucukla...aslında bitenler başlayanlarla başladık bu tatile. okulumda birçok arkadaşımıza veda ettik. birlikte onca yıl çalıştığımız arkadaşları uğurlamak içimizi burksa da her zaman yenilikler insanları memnun eder diye düşünüyorum.



bizim hayatımızda da yenilikler gelişmeler oldu. babamız önemli iki ameliyat oldu. birisi katarakt diğeri ise gerçi daha olmadı göz ameliyatı yine. şimidlik herşey yolunda artık görüyorum nidalarıyla evde geziniyor kociş. üstüne üstük müthiş bir performansla hafta sonu mali müşavirlik sınavlarına girdi. haftayada kpss sınavı kutluyorum onu. Fırsatım olsa bende böyle bir maratona girmeyi çok ama çok isterim.



hafta sonu babamız ankara'da olduğundan bizde ananemiz ve dedemiz de kaldık. Gariplerim eren'in gerçek yüzüyle karşılaşmanın vermiş olduğu şaşkınlıkla hafta sonunu bitirdik. Erenimo çok ama çok hareketlendi hırçın dilli düdük bişey oldu çıktı. lafına laf veremiyoruz temposuna imkanı yok ayak uyduramıyoruz. hala anneci bilmiş bıdık. paçamda dolanıp duruyor.



ben tatile başladım ama müthiş bir yorgunluk uyku hali var. inşallah bu miskinlik üzerimden gider bir an önce. fotolarla yazımı bitireyim..

19 Nisan 2010 Pazartesi

bir haftasonu hikayesi...

Öğretmen olmanın en büyük avantajı (eğer branşçı iseniz) ders programınızı ayarlayabilmenizdir. Pazartesi boş günüm dolayısıyla öyle büyük pazartesi sendromları yaşamıyorum. Ama haftasonu ceee ee yaparak bitmesi beni deli ediyor. Cuma günü haftasonu için planlarımı yapıp pazartesi günü geldiğinde hiçbirini uygulayamamanın verdiği kırıklığı yaşıyorum.
işte size bizim haftasonu hikayemiz..ha öyle büyük ekşınlar aktiviteler beklemeyin..orta anadolu şehrindeki bir hikayedir bu:))
Cumartesi sabahı kargalara eşlik etmek için erkenden kalkılır. Anne 5 dakika uyku molası ister ama baba ve oğluş için bu önemli değildir. Anne de kalkmalıdır. Hemen kurulmuş saat gibi anne kalkar çayı koyar. Tuvalete bile son anda yetişir. Oğluş ayaklarının altında baba ise o meşhur koltuğundadır. Kahvaltı hazırlanır miniğe zorla yedirilir. Anne kahvaltıyı toplar.Baba oğluşla ilgilenirken anne banyoya girer. Hızla hazırlanılıp ehliyet sınavında görevli olarak yola koyulur. Bu fırsattan istifade baba oğluşu berbere götürür. Sınavda arkadaşla sohbet edilir çocuklardan kocalardan bahsedilir. Sonra eve doğru yola çıkılır. Eve gelindiğinde oğluş kabak tatlısı gibi olmuştur. yenir yenir ...Sonra yine hızla babaya öğle yemeği hazırlanır anne oğluşu hazırlar arkadaşa doğru gidilir...Bu koşturma yatana kadar devam edilir.
Pazar sabahı aynen kalkılır.(bkn.yukarı) Sonra dede ve ananeye doğru yola çıkılır. Oğluş orda oynar kudurur ..ve iki koca gün hiçbişey yapılmadan hooop yutulur..
BÜtün işler pazartesiye kalır...ANne için salı sendromu başlar.

15 Mart 2010 Pazartesi

ha damam:))

zaman akıyor ...biz büyüyoruz(yaşlanıyoruz) eren daha da büyüyor. artık gevezeliğinden bahsetmeme gerek yok. konuşuyor oğluşum bende bi rahatlayım. şu anne milleti ne doyumsuz oluyoruz. konuşamıyor diye dört döndüm...zamanı var diye millet anlattı ama dinlenir mi hiç..komplo teorileri doktorlar internet makaleleri falan..:)) manyağım işte kabul ediyorum.
eren'in son zamanlardaki favori kelimesi ''haaa damam''..çok bilmiş söylüyor. ıssırasım geliyor bazen.
evde yine üstümde gün boyu...boğuşalım oynayalım ama bi yere kadar. yoruluyorum yapmama gerek işler var ve bu çocuğun bağımsızlığa kendi kendine oynamaya ihtiyacı var. ben bunlardan dert yanarken gittiğimiz gezmelerde çocuğa bişeyler oluyor kendi kendine oynuyor. yanıma sadece tuvalete gitmek için geliyor. çözemedim ben bu işi..sıkılıyor anlıyorum ama sürekli evi ve kendimi oyun haline getiremem ki...dün migrostan tübitak yayını meraklı minik dergisini aldım. birlikte yapıştırdık biraz okuduk hoppaaa sonra sıkıldı yere attı..bilmiyorum bu işi beceremiyorum. eren'i bişeylere odaklayamıyorum.
evi sürekli karıştırmak istiyor. geçenlerde küpemi kayınvalidemin cebinde buldum. kızmıyorum ama bi an geliyor sabır taşıyor. işten gelince evi derliyor topluyorum sonra hoop dağıt ...fazla şikayet ettim galiba..
bunun dışında sürekli sevişiyoz fındıkla...boğuşuyoruz saçımı yapıyor. toz alıyor araba sürüyoruz. televizyon izliyoruz ..günlerimiz böyle geçiyor. çok ekşın yok anlayacağınız.
sevgiler..

2 Mart 2010 Salı

küçük arkadaşım...

lisede üniversitede arkadaş gruplarımız içerisinde neşesiyle esprileriyle genelde keyifli vakit geçirirken evlendikten sonra bi anda boşluğa düşmüştüm. okul arkadaşlarımın varlıkları yetse de evli barklı olunca o eski tatları alamaz olmuştum. taa ki o fındık kurdu hayatımıza giripte söz sahibi olana dek..
evet benim küçük bi arkadaşım var adı erenimo:)) ..konuşmaya başladıkça ilişkimiz iyice arkadaşlık boyutuna dönüştü:))
annee kape içelim(nesquik)
tabiki fındığım
annee hadi giyin düzel olduuu
anne migoşa gidelim ababaya binelim.
annee kayyu izleyelim.

eren bisikleti ters çevirir araba moduna çevirir kendince arabayı çalıştırır anneye bakar annede arabanın motor sesini yapar. dışardan biri görse ailecek manyak bunlar diyecek:)
oyuncak konusunda çok dertliyim çok..aldırmayı biliyor ama oynamaya gelince yüzlerine dair bakmıyor. bende evdeki bütün oyuncakları kaldırdım..özlesin istiyorum.
yeme içme konumuz hala aynı..isteyince yiyor istemezse ıhh ağzını dahi açmıyor.
hayırlarımız olmazlarımız çoğaldı.hayııır annee..olmaşşş...bişey isteyeceği zaman lütpeeen..gelde yapma o zaman..
kıyafetlerini kendi seçiyor..çorabını bile..annecim bunu giyelim diyorum başşka çoap annee..
hergün gezse tozsa parka gitse başka bişey istemez benim oğluşum..
allahım acayip dağınık bi yazı oldu..sonuna kadar getirebildim ya bravo bana:)

7 Şubat 2010 Pazar

bir cumartesi günü

uzun zamandır şunu yaptık buraya gittikyedik içtik tarzı yazılar yazmamıştım. bi yazayım dedim.
sabah kalktık efendim ereN'in annneeeeeeeee nidalarıyla. doğruca mutfağa kahvaltı hazırlama çalışmaları yapıldı. oğlan oynadı kudurdu tv izledi sonra uyudu.
1 saat sonra aynı ses tonuyla anneeeeeee diyebağırdı. kalktık giyindik attık kendimizi sokağa..küçük beyin keyfini eğledik.
önce oyuncaklara bindik. hepsine sırayla bindi. özellikle yanında hatun olan arabaya bayıldı. hatunun saçlarını okşamayı da ihmal etmedi küçük çapkınım benim.
sonra binumum tüm marketleri ziyaret ettik eve yorgun para harcamış bi vaziyette döndük.
yemek oynamak kudurmak faslından sonra uyuduk..
görüşürüz.................

17 Kasım 2009 Salı

neler neler...

çok ama çok hastayım izin aldım..bu grip salgını bizi vurmadan olmazdı öğretmenliğin garip cilvesi sanırım.
neler neler yapıyoruz biz..
  • cümle kurmaya başladık..geç oldu konuşmamız ama güç olmadı çok şükür.
  • acayip inatlaşmaya ayaklarımızı yere vura vura ağlamaya başladık. ve istediği yapıldığı an o salya sümük ağlayan velet bi anda kuzu kesiliyor.
  • gece uykularımız yiner azap oldu sürekli uyanıp anne anne baba diyerek resmen yoklama alıyor.
  • kitap okumaya resimlerle konuşmaya bayılıyor.
  • birlikte resim yapmaya bayılıyor. en çok ta kayyunun resmini yapıyoruz.
  • elleri kirlendiği an yada üzerine bişey döküldüğü an ammaaan diyerek yanıma geliyor temizlettiriyor. bu kadar da olunmaz ki oğluş...
  • diş macunuyla diş fırçalamaya başladık...
  • bugün kek yaptık fındığımla...bayıldı ..
  • müzik duyduğu an kafayı sallamaya başlıyor rock çı olacak küçük sıpam benim.

13 Kasım 2009 Cuma

imaj yeniledik..
















anne oğul bu hafta imaj çalışması yaptık...erenimonun saçları uzamıştı bizde hop bi akşam berbere götürdük. önceki deneyimlerimiz oldukça yorucu ve salya sümük olduğu için biraz endişelendik ama sanki sihirli bi değnek değmişti oğluşuma. tabi koltuğa ben geçtim eren benim kucağıma kuruldu ve amerikan traşı yaptırdık fındığıma.





anneside ertesi gün kuaföre gitti bi güzel perçem kestirdi 5 yaş gençleşti birden:)) oğluşumda yanımdaydı . abisi keserken o da izledi.





son zamanlarda eren çok inatçı ve çabuk sıkılan bir çocuk haline dönüşmeye başladı. sürekli gel kalk otur evde robot haline döndüm. hiçbişeyden memnun değil. youn oynamaktan oyuncaklardan sıkılıyor. tvde sadece kayyu izliyor. seçici bu konuda..ama bende bittim nasıl memnun edeceğimi bilemez oldum. artık arkadaş istiyor sanırsam. biz yetersiz kalıyoruz. havalar boğucu domuz gribi telaşı da ekleninice bu hafta imaj çalışmamız dışında sıkıcı idi.





sevgiler.

6 Kasım 2009 Cuma

erenimo coşarsa..







hemde ne coşmak..2 yaş sınırımızmış bizim. bıdık bi anda değişti. bilmiş bilmiş davranışlar ordan oraya zıplamalar anne babayı takmamalar ağlamalar v.s v.s..



hafif ses yükseltmeye azcık çatık kaşla bakmaya kalkmayın nasıl ağlıyor sanki etinden et kopartılmış. bide şikayet ediyor. o anda kendinizi insanlık suçu işlemiş gibi görüyorsunuz. kayyu başalyınca kumanda beyefendinin hakimiyetine geçiyor. beynimiz kayyu nun o cırtlak sesiyle dolmuş vaziyette aile keyfi yapıyoruz kendimizce.



coştu bizim oğlan..ama bi o kadarda tatlandı bal oldu. okuldan gelince kucağıma atlamalar anne diyerek 'ma' ( bu ne demek) sorular sorması..birlikte kitap okumak boya yapmak gezmek ..



bu iki yaş mucize gibi bişeymiş valla. dolaplar yine gözdemiz oldu. iç dışı bi güzel karıştırılıyor. ev almış başını gidiyor. anne de tarifsiz bir yorgunluk okulda yoğunluk.



seni seviyorum kuzum hayatımıza renk hareketlilik ve kayyu yu kattığın için:)

28 Eylül 2009 Pazartesi

bad cumartesi-etkinlik günü pazartesi

yazıya başlarken nasıl bir başlık atıyım diye düşünürken bunlar çıktı:)) ctesi günümüz biraz yorucu üzücü idi. eren o gün yine tam gaz yaramazlık keşfetme seferberliğine çıkmışken öğleden sonra gezmeye gideceğimiz için ellerimizi yıkayalım dedim oğluşa. lavobaya bi sn dönmemle eren düştü ve dudağını vileda kovasına çarptı. allahım öyle bir kan aktı ki anlatamam. ölecem sandım. çok ağlamadı eren ama üstü başı bizim heryerimiz kan oldu. sonrasında temizlediğimde baktığımda dudağı yarılmıştı. Allahtan daha kötü bişey olmadı. Eren'i hiçbişey engellemediği gibi bu da engellemedi ve tam gaz günü bitirdi.
bugün kuşumla birlikteyiz. ptesilerim boş..sabah kalktık babayı biraz ağlayarak uğurladık. ( bu arada ağlama durumlarımız benim içinde başladı. işe giderken ağlıyoruz. içim burkularak gidiyorum valla) resimde görüldüğü üzere foto. makinesinin bağlantı kablosunu takıyor. teknoloji canavarı.
kahvaltı , temizlik, calliou derken eren'e eşleştirme kartları yapmayı düşündüm. böyle el işi olaylarınada bayılırım.
dergileri biraraya getirdik. makas,bant,karton aldık. ben ciddi ciddi uğraşırken eren dergieri karıştırdı kendince okudu. bana markaların isimlerini tek tek sordu. o hengamede bende kartları bitirdim. aferim bana dedim valla:)) benim bile oynayasım geldi. erenimo çok beğendi. tek tek eşleştirme yaptı . bence ço keyifli oldu erende en azından ben bunları yaparken izlediği için 15 dakika oturabildi:)
banyomuzu yaptık evimiz biraz soğuk olduğundan bebeklik hırkamızı giydik doğru uykuya gittik. annemizde her işi bitirmenin keyfiyle pc nin başına geçti.
son olarak erenimo nun son zamanlardaki hünerleri;
manganın beni benimle bırak şarkısı favorimiz. başımızı sallaya sallaya dinliyoruz. hatta söylüyoruz kendimizce. ''meni menimle bıraa uhummm seninn''
kitapları çok seviyoruz saatlerce bakıyoruz okuyoruz.
babasıyla bana baş parmağını oynatarak kızıyor. ama diyologlar çok komik mimiklerde. eren parmağını kaldırır..''bak bak durrr'' sonra birden bağırmaya başlar ama ne bağırma.. babayla biz koparız o anda.:))
gevezelik diz boyu ben kaçanzi.

21 Eylül 2009 Pazartesi

iyi bayramlar...bayramın 1. günü


herkese öncelikle keyifli huzurlu tüm sevdikleriyle doya doya geçireceği bir bayram diliyorum.

bizde bayrama keyifle uyandık. çünkü erenimo bu bayram daha bilinçli ve herşeyin farkında idi. önceki gün bayramlık almaya gittiğimizde bile kendisine yeni ciciler alınacağının farkında idi denerken bile kıpır kıpır kaynayan çocuk put gibi durdu:))

el öpmeyi öğrettim yine bu bayram..çok komik öpüyor eli..mmmmuhah diye bir ses çıkarıyor gül gül kopuyoruz. ilk gün çamardıya benim ananeme gittik. eren yine başladı koşturmaya ordan oraya tırmanmaya sevimlilikler yapmaya ve her bayramın kabusu olan şeker komasına girmeye. bir türlü vazgeçiremedik illa yicem diye tutturdu. oöyle bi bağırıyor ki artık sabrım tükendiğinden ye de gör dedim..

tabi o kadar curcuna içinde uyumadı ama enerjide en ufak bi düşme olmadı:)) sonra niğdeye doğru yola çıktık yolda hoop uykuya daldı. bende biraz dinlendim. tek dinlence yerim araba valla:)

ferteğe babannemize gittik ama durmadı illa gidelim dedi. 5 dk sonra kalktık eve geldik.

şu sıralar bilgisayar masasının alt boşluk kısmını kendine oyun yeri yaptı. alıyor minderini yastığını bi güzel yerleştiriyor kendi kendine bişeyler söylüyor sanki evcilik oynuyor. büyük bir keyif onu izlemek.

bugün resim çekemedik unutmuşuz ama mutlaka yarın çekip eklicem...

en güzel bayramlar sizin ve sevdiklerinizle olsun.

17 Eylül 2009 Perşembe

okul macerası

çılgınım benim...
biraz nostalji...eren 4 aylık

şirinem benim. eren 4 aylık


bitip bilmeyen seminer çalışmalarımız devam ederken eren yine benimle okula geldi. onun için büyük bir zevk olan bu durum bana işkence olarak geri dönüyor maalesef.



ptesi salı babnnemiz geldi baktı bıdığa. çarşamba günü evde temizlik olduğundan aldım oğluşu doğru okula. bu hafta anasınıfların uyum süreci başladığı için eren'in hemen dikkatini çekti bu durum. saolsun anasınıfı öğretmenimiz hemen eren'i aldı sınıfa. fındık yıllardır okula gidiyormuş gibi hemen kaynaştı oyunlar oynadı heryeri keşfe başladı ve beni çok aramadı. bu durum hoşuma gitmedi desem yalan olur. çünkü seneye eren için kreş düşündüğümden bu kararda ne kadar haklı olduğumu görmek beni sevindirdi. bugün yine okula gittiğimizde hemen ayakkabılarını göstererek beni sınıfa götür dedi. yine girdik sınıfa oynadı hatta birini dövmeye bile çalıştı. bu yeni huyumuz maalesef. bide sahiplenme uhyumuz başladı. herşeye menimmm diyerek bağırıyor. allahtan çok ısrarcı değil.



biz hala yapışık ikiz gibiyiz. gün boyunca yanıbaşımda bazen daralıyorum. hele son zamanlarda artan diş ağrım nedeniyle dinlenmeye ihtiyacım var ama ne mümkün. akşamüstü uyuyum dedim babası geldiğinde sürekli uyandırdı. başımda dikildi.



son zamanlarda sütedüşkünlüğümüz arttı. acaba emziği bıraktığımız için onunla boşluğumu dolduruyor diye düşünmeye başladım.



fındıkkurdu büyüyor öğreniyor ve bizi parmağında daha çok oynatacağa benziyor:)

10 Eylül 2009 Perşembe

erenimo anneyle okula giderse....

seminerler başladığından beri eren ferteğe babannesine gidiyordu. ama bu hafta inatla gitmek istemedi. ağladı bağırdı çağırdı. babannesi bize geldi ondada kadıncağızı mahvetmiş. evin içinde ordan oraya savrulmuşlar. işten bi geldim apartmanın kapısında topaç çeviriyorlar. babannemiz çok yorulmuştu. bende okula götürmeye karar verdim.
iki gündür benimle okula geliyor. keyifler gıcır. herkes onunla ilgileniyor. ordan oraya koşturuyor. karıştıracak biçok şey var. ama ben harap bitap vaziyette eve kendimi zor atıyorum. çünkü merdiven hastası olan deli oğlum bi türlü rahat durmuyor. en tehlikeli yerleri buluyor.
diğer arkadaşların çocukları da geliyor. bazen oynayabiliyorlar. eren biraz kendi haline takılıp keşfetme arzusunda olduğundan oyun onlara pek cazip gelmiyor.
bugün oynadıkları nadir zamanların birinde Atatürk büstünün çevresindeki saksılardaki kumları birbirlerine atmışlar. bi baktım hepsi kum havuzuna dönmüş. iki gündür eve geliyoruz hooop banyo ve uyku. bende kendimi kanepeye atıyorum. sadece bakıyorum. kafayı dinliyorum ayaklarımı dinlendiriyoum.
ev temizlenmeyi bekler halılar yıkanmayı ...herşey bekleyip duruyor. haftaya halletcem inşallah.
eren 2 yaş sendromuna fena yakalandı bizide yakaladı maalesef. sürekli hareket halinde ilgisini toplamıyor. tırmanma koşma zıplama faaliyetleri daha cazip geliyor. beni dinlemiyor inadıma yapıyor. bağırıyor inatlaşıyor..
şikayet yok cavidan herşeye rağmen afacan sağlıklı bir oğluşun var dimi.
p.s: sel felaketini yaşayan herkese geçmiş olsun diliyorum. ülkemiz bi daha bu felaketleri yaşamasın diliyorum.

2 Eylül 2009 Çarşamba

kime çekmiş ?

annem küçüklüğümü anlattığında çok uslu her dediğimizi yapan akıllı her zaman olgun gibi tanımlamalarla beni anlatırdı. kendimi hatırladığım dönemlerde de öyleydim. çılgınlıklar yapmazdım . hiç evcilik oynadığımı hatırlamıyorum daha farklı şeylere yönelirdim. yaşımın üstünde davranışlar sergilerdim.
babamıza gelince kayınvalideme sorduğumda düşse bile ağlamayan çok hareketli olmayan oldukça sakin bir çocukluk geçirdiğini anlatırdı. belki bunlardı eşimle bizi birbirimize bağlayan.
peki erenimo kime çekti? gün boyu düşündüm durdum. asla yerinde armut gibi oturan bir çocuk istememişimdir. ama hiç oturmayan bir çocukta hayal etmemiştim:))
bugün eren sabır taşımı defalarca çatlattı. ferteğe gittiğimizde uyuyordu ve uyuyalı 5 dakika olmuştu. sesimizi duyar duymaz kalktı . ve başladı maraton. bi dakika durmadı. merdivenleir tırmandı . tandır ocağının bulunduğu balkona indi çıktı bi ara az kalsın tandıra düşüyordu. bisiklete bin kere bindi indi bindi indi...ben hiç seslenmeden sürekli peşindeyim. yemek namına bişey yemedi. uyumadı kesinlikle. en sonunda kayınvalidemle azmettik uyuttuk.
1 saat sonra uyandı kuzenleri geldi. mahallenin diğer çocuklarıyla oynadı koşturdu durdu. ama ne koşturma her an düşecek gibi. cavinan diye diye bana top attı. en sonunda bir çığlık ve ağlama sesi. korktuğum başıma geldi. eren düşmüştü. kucağıma aldım sakinleştirmeye çalışıyorum . olmadı bi baktım alnında koca bi şişlik. hemen ekmek basmaya çalıştık olmadı. babasıyla doğru arabaya gitti. oynadı sakinledi. ee böyle bir durumda çocuk sakinler oturur ağrısını çeker dimi. cık bizimki öyle değil. daha bi coştu. bisikletin tepesine çıkmalar merdivene farklı yöntemle çıkmalar. coştu da coştu. en sonunda babasıyla gülmeye başladık. çok afacan bir çocuğumuz vardı ve kendine zarar vermediği sürece bu durum bizi rahatsız etmiyordu.
düşündüm de bu minik oğluş kime çekmişti? ...
seni seviyorum yaramazım..

1 Eylül 2009 Salı

işbaşı











finish...tatil bitti. bugün işbaşı yaptım. gerçi tüm gün çalışmasamda yinede kuzuyla ayrılık göründü bize.
sabah erken kalktı her zamanki gibi . türlü şebeklikler sevimliliklerden sonra hazırlandık doğru babanneye ferteğe gittik. seminerler boyunca ferteğe gidecek minnoş.
yolda sevindi durdu araba sürdü kahkahalar attı.
babannesini görünce alkışladı sevindi doğruca bisikletlere gitti. bizi unuttu hemen. hoşuma gitti ağlayarak bırakmak yerine böyle güle oynaya kalması içimi rahat ettirdi.
eve geldim hazırlandım yeni bir yıla başlamak için yola düştüm. arkadaşlarla hasret giderdik ortama yeniden alışmaya çalıştık.
öğlen olunca babamızla oğluşu almaya gittik. gittiğimde uyuyordu çok yoruldu dedi babannesi. gün boyunca merdivelerden inmiş çıkmış. uyanmasını bekledik uyanınca benim sesimi duydu. Allahım ne sevindi ne güzel güldü. gittim sarıldık koklaştık seviştik. yüzüme baktı kıyafetlerime baktı. güzel olmuşmuyum oğlum dedim 'hı hı' dedi:)))
sonra hoop eve geldik. soyundu dökündü bi güzel oynadı kendi kendine. çorbasını içti.
sonra küçük teyzemizle emin abisi geldi. emin'i görünce ''ibiiin'' diye sevindi. çok seviyor.
güldü eğlendi yedi içti şimdi uyuyor.
bende ise bi enerji düşüklüğü var sebebini bilmediğim.:((

28 Ağustos 2009 Cuma

kudurdum kuzenimle..







hep annem kendi yazar ya bloğumu bugün ben yazayım dedim.



sabah ''ba'' nidalarıyla uyandım. bu arada ba baba demek benim lügatımda. sonra annemi uyandırdım . sabah temizliği kahvaltı derken her yeri kolaçan etmeliyim hoplamalıyım dedim durdum kendime. annem yemek işiyle haşır neşirken ben içeri dışarı girip çıktım. annemin paçalarına yapıştım. canım sıkılıyor napıyım.



yavaş yavaş uykumun geldiğini hissedince annemin tuttum elinden doğru yatağa. koyun koyuna uyuduk annişimle. bayılıyorum böyle uyumaya.



sonra uyandım annemi aradım bağırdım hemen geldi annişim. şeviştik koklaştık. çorbamı içtim yoğurdumu yedim derken kapı çaldı. bi baktım teyzemle şevval ablam gelmiş. bol bol oyun oynadık kudurduk dans ettik. harika bi gündü. ben şu sıralar çok konuşuyorum ama her zaman dediğimi anlamıyorlar. annem hep güerek evet oğlum tabiki bitanem diyip duruyor.



sütümü içtim gece bahçesini izledim ve hooop uyudum.



hepinize baş baş...

27 Ağustos 2009 Perşembe

kutlamalar başlasın..elveda emzik..

ha oldu olacak derken bu hafta başında iyice niyetlenmiştim. ne olursa olsun emziğe veda edecektik. çünkü hem dil hem de diş gelişimi için emzik bize tehdit oluşturmaya başlamıştı. hele anası gibi 6 yaşına kadar emer diye düşününce:))
artık eren emziksiz..geceleri uyuyor hiç aramıyor. hatta dün gece çok huysuzlanınca dayanamayıp vereyim dedim attı emziği:))
sıra geldi çişşşş olayına. ama ona tam hazır olmadığını düşünüyorum zamanına göre başlamaya karar verdim:))
tabi emziği atınca bıdık daha çok bıdırdamaya başladı. daha çok konuşma hevesli oldu. bişeyler söylemeye yeni kelimeler çıkarmaya başladı. salyalarımız azaldı ve uykuya daha çabuk daldığını farkettim.
şimdilerde en büyük keyfi hopppaa yaparak oynamak koltuklardan hoplamak. hatta dün ana oğul hoppa hoppa diyerekten karşılıklı oynadık bile. biri videoya çekse kesin you tube luk olurduk..
herşey tabii güllük gülistanlık değil. hayatın iki yönü her an kapımıız çalabiliyor. küçük kardeşim ikinci kez hamile idi. ilkini kalp sesi duymadan kaybetmişti. bu sefer kalp sesini duyup çok rahatlamamıza rağmen dün miniğimize veda ettik. yine gelişemedi. herşeyde var bir hayır diyerek kabullendik ama kardeşimin ikinci kez aynı şeyi yaşaması kürtaj olması bizi çok üzdü.
b,izden böyle..

24 Ağustos 2009 Pazartesi

el ele şehir turu
















sabah kalkıldı her zamanki rutuin uygulandı ve ilk emziksiz güne başlandı. öğlen birde kucağıma aldım mis kokulumu bi bakmışım saat üç olmuş bi güzel uyumuşuz. miniğim 4 e doğru uyandı. meyvesini yedi keloğlanı izledi hadi bitanem gezelim biraz dedim. bu teklif kaçar mı doğru yatak odaısna gitti. kıyafetlerini seçti annesini bekledi ve ana oğlu el ele düştük yollara:)





eren'le yolda yürümeye bayılıyorum. öyle kolay kolay elimi bırakmıyor. çok temkinlidir arabalara çok yaklaşmaz kendini sağa sola atmaz. izin verdiğim anda istediği gibi yürür çevreyi kolaçan eder. yani el ele şehir turu atmak her zaman keyiflidir erenimo ile.





şimdilerde sokakta gördüğü her kişiye el sallama abba ebi gibi sıfatlar yakıştırmada üstümüze yok. kuzumla yeni açılan lc waikiki ye gittik. çok beğendim özellikle miniğim için bol çeşit beni memnun etti. orda her yeri kolaçan etti kendine kıyafet baktı bir abi buldu onunla kendince oynadı derken bi ara bi baktım yanımda değil. sadece 2 sn lik bir zaman diliminde yanımdan yokolmuştu. başımdan kaynar sular döküldü çıldırcaktım bi baktım soyunma kabinin orda. hemen aldım karşıma yanımdan ayrılma dedim^'hı hı' diye cevap verdi bilmiş ..





sonrasında eve doğru yola çıktık. uzun bir yürüyüşten sonra eve geldik.





şimdi yine emziksiz uyudu umarım gece çok uyanmaz şu emziği çöpe atar kutlamalar yaparız:))










ps: sude naz'ın tatlı annesi eylemcim ya ben o arka planı bulmadım yaa:(( linkini verir misin?