23 Nisan 2010 Cuma

bayram coşkusuna bide 2,5 ekle:))


23 nisan kutlu olsun sevinin küçükler övünün büyükler....sabahtan beri dilimde bu şarkı evin içinde dönüp duruyorum.Eren'e öğretmeye çalışsamda pek oralı olmuyor..evet bugün 23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı...hepimize kutlu olsun...Ulu Önder Atatürk o kadar geniş düşünceli bir insanmış ki egemenlik olgusuyla çocuk neşesini biraraya getirmeyi başarabilmiş..

Benim çocukluğumun 23 nisanları hep neşeli heyecanlı geçmiştir. Anne ve babamın öğretmen olduğu okulda okuduk kardeşimle..her 23 nisan da annem mutlaka kardeşimle bana bir kıyafet alır gelin gibi süsler bayrama öyle giderdik...herkes önlüklerle yürüyüş yaparken biz bir grup azınlık kıyafetlerimizle bayram alanına yürürdük. O zamanlar hep utanırdım ben niye önlük giymiyorum diyip dururdum. Kardeşimle kıyafetlerimiz hep aynı olurdu. bundan hiç gocunmazdık bide ayaklarımızda spor ayakkabı uymuş mu uymamışmı hiç düşünmezdik:))) bayram bitip eve dönünce şenliği beklerdik televizyonda...Saat 3 te başlardı çok iyi hatırlıyorum. heyecanla izlerdik kendimizce yorumlar yapardık..kızkardeşim bana göre daha girişken geveze olduğundan bir 23 nisanda belediye başkanı olmuştu..ne gülmüştüm arada geçerim dalgamı onunla:))

herşey gibi o güzelliklerde kendi içinde saklı kaldı...umarım hepimizin içinde o bayram coşkusu hiç bitmez..

Bugün bayram coşkusunun yanında bitanem oğluşum 2,5 yaşına girdi. 30 aylık bir dana olduk..

son olarak anneciğim seni seviyorum her bayram gidip bize güzel kıyafetler alıp bayram coşkusuna ortak ettiğin için..keşke kep öyle kalsaydık..

19 Nisan 2010 Pazartesi

bir haftasonu hikayesi...

Öğretmen olmanın en büyük avantajı (eğer branşçı iseniz) ders programınızı ayarlayabilmenizdir. Pazartesi boş günüm dolayısıyla öyle büyük pazartesi sendromları yaşamıyorum. Ama haftasonu ceee ee yaparak bitmesi beni deli ediyor. Cuma günü haftasonu için planlarımı yapıp pazartesi günü geldiğinde hiçbirini uygulayamamanın verdiği kırıklığı yaşıyorum.
işte size bizim haftasonu hikayemiz..ha öyle büyük ekşınlar aktiviteler beklemeyin..orta anadolu şehrindeki bir hikayedir bu:))
Cumartesi sabahı kargalara eşlik etmek için erkenden kalkılır. Anne 5 dakika uyku molası ister ama baba ve oğluş için bu önemli değildir. Anne de kalkmalıdır. Hemen kurulmuş saat gibi anne kalkar çayı koyar. Tuvalete bile son anda yetişir. Oğluş ayaklarının altında baba ise o meşhur koltuğundadır. Kahvaltı hazırlanır miniğe zorla yedirilir. Anne kahvaltıyı toplar.Baba oğluşla ilgilenirken anne banyoya girer. Hızla hazırlanılıp ehliyet sınavında görevli olarak yola koyulur. Bu fırsattan istifade baba oğluşu berbere götürür. Sınavda arkadaşla sohbet edilir çocuklardan kocalardan bahsedilir. Sonra eve doğru yola çıkılır. Eve gelindiğinde oğluş kabak tatlısı gibi olmuştur. yenir yenir ...Sonra yine hızla babaya öğle yemeği hazırlanır anne oğluşu hazırlar arkadaşa doğru gidilir...Bu koşturma yatana kadar devam edilir.
Pazar sabahı aynen kalkılır.(bkn.yukarı) Sonra dede ve ananeye doğru yola çıkılır. Oğluş orda oynar kudurur ..ve iki koca gün hiçbişey yapılmadan hooop yutulur..
BÜtün işler pazartesiye kalır...ANne için salı sendromu başlar.

13 Nisan 2010 Salı

parçalı bulutlu...

Küçükken hava durumunu izlediğimde hep aklımda parçalı bulutlu sözü kalırdı.
Düşünüp dururdum ne demek istiyorlar diye..her neyse yazıya niye böyle başladım onu da kestiremedim ya..
Nisan ayının ortalarında olmamıza rağmen şöyle doya doya bahar günleri yaşayamıyoruz nedense..hava birden güzelleşiyor atıyoruz kendimizi dışarı sonra bi bakmışız kıştan kalma bi gün..dolayısıyla bundan en fazla etkilenen evdeki minik canavarlar oluyor. eren hastaydı geçen hafta bu havaların azizliğinden dolayı. antibiyotik ile işi götürdük. son ana gelinceye kadar antibiyotik vermedim eren'e genellikle. çok şükür ki öyle büyük hastalıklarımızda olmadı. ama huy değişir mi değişti tabiki..bi düzene oturtuyorsun uğraşıyorsun didiniyorsun sonra bi öksürük herşeyi silip geçiyor.
herşeye ağlayan, anneyi düşman gören kendine ,'şeni öldürürüm ha' diyerek tehditler savuran ,babayı kanepesinden uzak diyarlara götüren ,yemeyen ,içmeyen....yen ...yen bi sıpa oldu. ailecek seferberlik ilan edip her dediğini yaptık ama artık herşeyin bi sınırı var. neyi ne kadar doğru yaptığımı tahlil edemez oldum. çoğu yerlerde yalnız kaldığım yine çoğu zaman otoritenin bende olduğu günler geçiriyoruz.
eren'i uyardığımda hemen oklar çevriliyor 'ahh anneye'' yapılıyor. dolayısıyla o kural şamataya dönüşüyor .Eren'de dediğim dedik öttürdüğüm düdük pozisyonuna geri dönüyor.
eteğimdeki taşları bi döksem ah neler çıkacak ama boşverinn hepsini sizlerde yaşıyorsunuzdur. bu arada imla hatalarım için özürdilerim. hızlı bi yazı oldu.
evet parçalı bulutlu havalar bizde de mevcut güneşli günleri bekliyoruz hasretle..

12 Nisan 2010 Pazartesi

oğlum...

sana hiç kıyamam ...saçının teline zarar gelse kahrımdan ölürüm..ama bunlara rağmen sana kızdığım bağırdığım anlar oluyor.
aslında sabırlıyımdır ama çoğu zaman sende patlayabiliyorum. özürdilerim bitanem benim. hayat kaynağım yaşama sebebim..
ben seni çok seviyorum sende beni sev emi..

7 Nisan 2010 Çarşamba

foto...