Eren ... Minik oğlum. Çok şükür sağlıklı ,akıllı,laf dinler,hiç üzmez...
Ama büyüyecek değil mi? Şekillenecek,karakteri oturacak.Aşık olacak,dersten kaçacak,maç izleyecek,küfredecek...
Ve ben sürecin nedense hiç gelmemesini istiyorum. Korkuyorum,yetememekten,koruyamamaktan...
Yetememek...Tekderdim bu....
.takıntılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
.takıntılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Mart 2012 Perşembe
16 Ekim 2010 Cumartesi
SON GÜNLERDE
Kreşin bize katkıları çok oldu ve hissettirmeye başladı. Eren eve her geldiğinde o gün olanları en ince ayrıntısına kadar anlatıyor. Öğrendiği şarkıyı yada tekerlemeleri söylüyor. Düzenli olarak sayı sayıyor . Düzene alıştı. Oyuncaklarıyla çok güzel oynuyor, onları konuşturuyor.
Şunu düşünmüyor değilim. Kreşin sağladığı düzeni,alışkanlıkları ben neden başaramadım. Şu sıralar kendimi sorguluyorum. Yaptığım yanlışlıkları,yapmadıklarımı düşünüyorum. Ama içimde huzur var. Eren mutlu dolayısıyla biz de mutluyuz.
Doğumgününe az bir zaman kaldı. Öğretmeniyle konuştum. Kreşte kutlayacağız. Çok sevinecek mutlu olacak eminim. Şimdiden söylemeye başladı. Doğumgünü için aldığımız kıyafetleri hergün giyip foto bile çektiriyoruz. O sevindikçe ben seviniyorum , herşeyi yerinde zamanında görsün bilsin yaşasın istiyorum.
Kreşte öğrenip bize söylediği şarkılar..
'' bini bini bi kuş konmuştu,peenceyeme konuştu,aydım onu içeyiye ,cik cik ötsün diye,pı pı edeeken canlandı,ellleeeyim bak boş kaldı.''
''bi elimde beşşş paamak şay bak şay bak şaaaaay bak..bi idi üç dört beş''
Geçenlerde mama sandalyesine oturdu çorbasını içecekti. Bi baktım ellerini açmış ''yemezsem büyüyemem ,okuluma gidemem,çabuk çabuk yiyelim,okkulumuuzaa gideelim.'' dedi.
Şaşkın şaşkın baktım. Yedim bitirdim.
Bu kadar güzel şeyin yanında sabrımızı zorlayan isyanlara götüren vukuatlar da olmuyor değil. İstediği bişey anında olmalı. İstediği bişey hemen alınmalı. Her kıyafeti giymiyor,çoraplarına kadar karışıyor. Dışarı çıkarken,uyurken terlik giymek istiyor. Kreşe giderken mutlaka yanında bişey götürüyor. Geçenlerde terliğini götürmüş. Bazen durup dururken ağlamaya başlıyor saatlerce sürüyor bu durum. Ne dediğini anlamıyoruz ve söylemiyorda niçin ağladığını. Sadece salya sümük ağlıyor. Bişeyi başaramadığı zaman sinirlerniyor''yapamıyoorum'' diyerek sinir krizlerine giriyor. Bu babası ve benim için çok ama çok yorucu olmaya başladı. Kesinlikle ikna olmuyor. Tatlı dil,ödül , ceza hiçbirisi işe yaramıyor..Bu da zamanla geçer diyip sabrediyoruz.
Geçen gün oyuncaklarını elbirliği ile düzenledik eskileri ayırdık . Oynamadığı oyuncakları okula anasınıfına verdim. Kendi oyuncaklarını mutfakta kullanılan plastik çekmecelere yerleştirdim. Çok iyi oldu. İstediği oyuncağını alıp oynuyor geri yerine koyuyor:)
Son günler de biz böyleyiz işte. Biraz resim ekleyip postu tamamlayalım.
3 Ocak 2010 Pazar
eren'in enleri




yeni yıl yeni umutlarla başladı. sürprizlerle de devam edecek gibi..
bende erenimo 'nun enlerini yazayım dedim..
en sevdiği çizgi film: tabiiiki de kayyu
en sevdiği tv program: gece bahçesi
en sevdiği yemek: çok az mercimek çorbası,muhallebi
en sevdiği içecek: süüüt ve fi(su)
en çok söylediği söz: annee baaak
en sevdiği oyuncak: ababa ve boop
en nefret ettiği durum: çişş yapmak
en sevdiği şarkı: manga beni benimle bırak:)
her zaman yanında olması gerkenler: anne babiş
sevmediği sözcük: hayır olmaz
en sevdiği oyun: su ile oynanacak her oyun
en sevdiği market: migoos
bu liste uzar gider..
biz şimdilik iyiyiz ama oğluş acayip yaramaz peşinde deli danalar gibiyiz bizde..
12 Aralık 2009 Cumartesi
kısa..kısa..
- bir haftadır küçük bi şeytanla baş etmeye çalıştım..bağırmalar vurmalar sürekli nedensiz ağlamalar ve ne yapacağının bilemeyen bir anne..
- haoldu olacak derken konuşmalarımız tam gaz devam ediyor..
- ben okula gittikten sonra susmayan bi minik olmuş oğluşum..anneee diye diye ağlıyormuş:(
- arabalar,kitaplar,kalemler ve toplar sevdiğimiz nadirde olsa dikkatimizi vererek oynadığımız oyunlar.
- bide diğer blog annelerininde yazdığı kremler...akşama kadar yağlı güreş yapar gibi kremleniyoruz.
- ilgi odağı olmaya bayılıyor ve ilgi başka şeye yöneldiği anda basıyor bağlığı. elimde bi kitap gördüğü an kitabı alıp yere atıyor. yemek yaptığım yada temizlik yaptığım anlarda yanıbaşımda bitip menimmm o diye bağrına bağrına ortalığı birbirine katıyor.
- çişş konusu bir muamma..biliyor ama istemiyor. zorlanacak gibiyim. tatili bekliyorum..
böyle geçiyor bizim günler anlamadan bazen boş bazen dolu...
Etiketler:
.takıntılar,
agu agu konuşuyoruz,
alışkanlıklar,
çişş,
yaramazlıklarım
29 Ekim 2009 Perşembe
reset

bu hafta uzun bir tatile merhaba dedik oğluşumla. pazartesi doğum gününü yaptık ve ogün çok yoruldum. gece bir boğaz ağrısıyla uyandım. panik olmadım desem yalan olur. televizyonlarda bangır bangır domuz gribi haberleri yapılırken boğaz ağrısı beni biraz korkuttu. hafta sonu evi zaten çamaşır suyuyla dezenfekte etmiştim. Allahım toplumca panik havası sardı bizi.
salı günü ses kısık biraz burun akıntısıyla okula gittim. öğretmenler olrak risk gurubunda en önde gelenlerdeniz. öğrencilerime ıslak mendil kolonya almalarını tembihlemiştim. Allahtan almışlar. her teneffüs sıralarını sildiler. velileri okula çağırıp detaylardan bahsettik. aslında herkes bilinçlenmiş öğrencilerimiz bile..
çarşamba boş günüm olduğundan uzun bir tatil yapma fırsatı doğdu benim için. ama hastalık beni mahvetti. öksürük eklendi bide dinlenemeyince hala sesim kısık öksürük devam ediyor.
en büyük korkum eren. ona çok yaklaşmamaya çalışıyorum ama velet paçamı bırakmıyor. dinlenmeme izin vermiyor. bugün resmen başımın altından yastığımı çekti. şu sıralar ne beni ne babasını oturtuyor. gel gel diyerek bizi evin içinde dört döndürüyor. ne yapmak istediğini de bilmiyor aslında. elimden geldiğince oyalamaya yeni oyunlar bulmaya çalışıyorum ama olmuyor. adapte olamıyor dikkatini vermiyor. hareket halinde ve isyankar. en ufak kaş çatmamızda bile elini yüzüne kapatıp ağlıyor. bazen ağlama numarası yapıyor. bu konuda çok dertliyim. bir türlü mutlu edemiyorum erenciği..bu durm ayrıca beni streslendiriyor. nerde neyi yanlış yapıyorum diye. aslında yaşadığımız yerin kısıtlı şartları eren'e istediğim şeyleri vermemde beni engelliyor.
eren'in oyun arkadaşlarına ve bol bol enerjisini atacağı bir yere ihtiyacı var. ah bahçeli bir evim olsun ne çok isterdim. çok bahaneler yaratıyorsun şikayetleniyorsun diyorsunuz ama son zamanlarsa bu durum beni darlandırdı.
oğluşum bunlarla birlikte büyüyor. her dediğimiz anlıyor. işine gelince yapıyor. gezmeye parka bayılıyor. havalar soğuyunca bizi zor günler bekliyor kesin. herkese çok yakın...abi abba diyerek çağırıyor yanlarına gidiyor. kitaplara dergilere bayılıyor. belkide birlikte yaptığımız en kaliteli etkinlik o oluyor. dergilere bakıp resimleri anlatıyoruz. hatta geçenlerde benim ders kitapalrıma bakıyordu. kümelerle ilgili bölümlerdeki resimleri kayyu ya benzetti. eşimle koptuk resmen. kayyu kel olduğundan daire şekline kayyu diyor:))
yazdıkça yazasım geliyor pek benim tarzım değil bu ama ne biliyim dedim ya sıkıldım. bi reset lazım bana:)))
herkese gripsiz günler diliyorum..
13 Ekim 2009 Salı
sahipli eşyalar..





sevgili (http://sudenazarabaci.blogspot.com/ ) eylemcim bi psotunda sude'nin eşyaların sahiplerine ait olması gerektiği takıntısı yazmıştı. aynı durum bizdede başladı.
dün çorapları katlıyorum eren'le başladık oynamaya. ten çoraplara 'annii', babasının çoraplarına 'babba'' diye diye ayırdı. ama bu artık zıvanadan çıktı. yastıktan tutnda bardağa kadar herşeyin bi sahibi var.
çakmak görür ''baba''
bim poşetini görür 'dede'
krem görür 'anni''
akşama kadar eşyaların sahiplerini sayıklayıp duruyoruz:))
dil gelişimimiz iyice artmaya başladı. yavaş yavaş sohbetlere ible başaldık artık. her dediğimizi tekrarlıyor. şu sıralar favori sözcüğü ''bak bi'':))) geçen gece uyuttum yatırıyorum uyku arasında bile bak bi diyordu:))
kitap hastasıyız. saatlerce bakıyor anlatıyor taklit ediyor. bende fırsat buldukça kitap alıyorum oğluşuma.
araba hastalığımızda git gide artıyor. benide yanına çağırıyor düüütt düüüt diye diye ana oğlu deli gibi araba sürüyoruz.
günler böyle karmaşa telaş ilklerle dolu dolu geçiyor. 2 yaşına az kaldı. dün gibi...yaş günümüzü yine aile arasında kutlayacağız.
dün çorapları katlıyorum eren'le başladık oynamaya. ten çoraplara 'annii', babasının çoraplarına 'babba'' diye diye ayırdı. ama bu artık zıvanadan çıktı. yastıktan tutnda bardağa kadar herşeyin bi sahibi var.
çakmak görür ''baba''
bim poşetini görür 'dede'
krem görür 'anni''
akşama kadar eşyaların sahiplerini sayıklayıp duruyoruz:))
dil gelişimimiz iyice artmaya başladı. yavaş yavaş sohbetlere ible başaldık artık. her dediğimizi tekrarlıyor. şu sıralar favori sözcüğü ''bak bi'':))) geçen gece uyuttum yatırıyorum uyku arasında bile bak bi diyordu:))
kitap hastasıyız. saatlerce bakıyor anlatıyor taklit ediyor. bende fırsat buldukça kitap alıyorum oğluşuma.
araba hastalığımızda git gide artıyor. benide yanına çağırıyor düüütt düüüt diye diye ana oğlu deli gibi araba sürüyoruz.
günler böyle karmaşa telaş ilklerle dolu dolu geçiyor. 2 yaşına az kaldı. dün gibi...yaş günümüzü yine aile arasında kutlayacağız.
21 Ağustos 2009 Cuma
ah geceler uykusuz geceler..
valla artık kendimi şikayet ederken bulunca çok kötü hissediyorum. herkes aynısını yaşıyor senin farkın özelliğin ne diyip duruyorum. şu sıralar kendimle inanılmaz bir çekişme içerisindeyim.
herneyse iki gecedir eren uyumuyor. aslında uyuyor gözler kapalı ama sürekli ağlıyor beni istiyor. babasını istiyor gezdirin diyor salıncakta sallayın diyor. her isteğini istisnasız yapıyoruz. dün gece hiç kolumu bırkamadı sürekli o yana bu yana döndü durdu. napacağımı şaşırmış durumdayım. dualar okuyorum karnın ovuyorum dün hiç gereksiz yere ağrı kesici bile verdim.
sanırım dişlerde son demlere geldik. arka azılarımız çıkıyor . gündüzleri çok neşeli uyumlu yemeğini yiyen çocuk gece tamamen değişiyor. bugün farkettim eli sürekli ağzında kaşıyor. umarım diştir başka şeyler değildir.
bunların yanı sıra güzel şeyler paylaşımlar yaramazlıklar yaşıyoruz.
en önemli problemimiz eren'in çok sıkılıyor olması. oyuncaklarıyla çok haşır neşir değil. en fazla 10 dakika. bende yanına oturuyorum oyuncakları konuşturuyorum yediriyoruz içiriyoruz ama nafile. yaşadığımız yerin sıkıntısını çocuk yetiştirirken bi kez daha gördüm. kuzum sürekli dışarda gezmek isityor. maalesef evimizin çevresi ona uygun değil. anca kapı önüne indiriyorum ondada arabalar geçtiğinde sürekli panik halde çocuğu da boğuyorum. inşallah ev aldığımızda site olmasına dikkat edeceğim. birlikte dışarı çıktığımızda elimden tutup marketleri geziyoruz işte ozaman tam bi arkadaş modundayız. birlikte rafları inceliyoruz arabaları seyrediyoruz ..benim küçük dostum:))
konuşma olayı yavaş ama her geçen gün artarak devam ediyor. eren kendi isteği dışında zorlamayla bişeyleri yapan bir çocuk değil. konuşması da öyle. durup dururken bişey diyor bizde şaşırıyoruz. şimdiki kelimesi bibi(pipi) :)) çok şirin söylüyor.
uykularımızda artık kucağıma geliyor başını omzuma koyuyor bi bakıyorum uyumuş. emzik olayımız ise sadece uykularda onun dışında yatağımıza atıyoruz birlikte bundada yavaş ve üzmeden halledeceğimize eminim.
çok sevgi dolu bir oğluşum var. gün boyu defalarca sarılır öper beni babasını. en ufak bir üzüntümüzde hemen gelir yanımıza..canım benim..hayat kaynağım..
yaramazlıklarımızda yok değil ama ben onun o halini daha çok seviyorum afacanın.. bugün eline boya kalemlerini almış duvarı bulaşık makinesini hep çizmiş. allahtan sildiğimde hepsi çıkmşıtı. bulaşık makinesi bu anlamda iyi bir alternatif her türlü sanatsal çalışma yapılabilir. :) sürekli hoppa hoppa diyerek hopluyor bayılıyor. babasıyla boğuşmayı çok seviyor. onunla oynamaktan ayrı bi zevk alıyor. çünkü çok az zaman geçiriyorlar:(
şimdiki takıntımız taş:)) yolda bulduğu taşları inceliyor atmaya çalışıyor ayrı bir bağ oluştu:))
tv ye sadece kendi seçtiği programları seyrediyor. onlarda çok az..gece bahçesi,bernard..favorileri. çok bağımlı değil allahtan..zaten öyle oturup izleyen bir cins değil:)
herşeye rağmen kendimi çok yetersiz hissediyorum. ona bişeyler verirken dikkatli olsamda hep bişeylerin eksik kaldığını düşünüyorum. dediğim gibi yaşadığım yer beni bu anlamda etkisiz kılıyor. komşuluk olayımda maalesef yok..bunlardan dolayı ikimizin kurduğu bir dünyada oğlumla birbirimizi eğliyoruz.
çok uzuuuuuuuun bir yazı oldu farkındayım. umarım beni okuyan beni anlayan yada bana yol göstermek isteyen anneler vardır...
sevgiler.
herneyse iki gecedir eren uyumuyor. aslında uyuyor gözler kapalı ama sürekli ağlıyor beni istiyor. babasını istiyor gezdirin diyor salıncakta sallayın diyor. her isteğini istisnasız yapıyoruz. dün gece hiç kolumu bırkamadı sürekli o yana bu yana döndü durdu. napacağımı şaşırmış durumdayım. dualar okuyorum karnın ovuyorum dün hiç gereksiz yere ağrı kesici bile verdim.
sanırım dişlerde son demlere geldik. arka azılarımız çıkıyor . gündüzleri çok neşeli uyumlu yemeğini yiyen çocuk gece tamamen değişiyor. bugün farkettim eli sürekli ağzında kaşıyor. umarım diştir başka şeyler değildir.
bunların yanı sıra güzel şeyler paylaşımlar yaramazlıklar yaşıyoruz.
en önemli problemimiz eren'in çok sıkılıyor olması. oyuncaklarıyla çok haşır neşir değil. en fazla 10 dakika. bende yanına oturuyorum oyuncakları konuşturuyorum yediriyoruz içiriyoruz ama nafile. yaşadığımız yerin sıkıntısını çocuk yetiştirirken bi kez daha gördüm. kuzum sürekli dışarda gezmek isityor. maalesef evimizin çevresi ona uygun değil. anca kapı önüne indiriyorum ondada arabalar geçtiğinde sürekli panik halde çocuğu da boğuyorum. inşallah ev aldığımızda site olmasına dikkat edeceğim. birlikte dışarı çıktığımızda elimden tutup marketleri geziyoruz işte ozaman tam bi arkadaş modundayız. birlikte rafları inceliyoruz arabaları seyrediyoruz ..benim küçük dostum:))
konuşma olayı yavaş ama her geçen gün artarak devam ediyor. eren kendi isteği dışında zorlamayla bişeyleri yapan bir çocuk değil. konuşması da öyle. durup dururken bişey diyor bizde şaşırıyoruz. şimdiki kelimesi bibi(pipi) :)) çok şirin söylüyor.
uykularımızda artık kucağıma geliyor başını omzuma koyuyor bi bakıyorum uyumuş. emzik olayımız ise sadece uykularda onun dışında yatağımıza atıyoruz birlikte bundada yavaş ve üzmeden halledeceğimize eminim.
çok sevgi dolu bir oğluşum var. gün boyu defalarca sarılır öper beni babasını. en ufak bir üzüntümüzde hemen gelir yanımıza..canım benim..hayat kaynağım..
yaramazlıklarımızda yok değil ama ben onun o halini daha çok seviyorum afacanın.. bugün eline boya kalemlerini almış duvarı bulaşık makinesini hep çizmiş. allahtan sildiğimde hepsi çıkmşıtı. bulaşık makinesi bu anlamda iyi bir alternatif her türlü sanatsal çalışma yapılabilir. :) sürekli hoppa hoppa diyerek hopluyor bayılıyor. babasıyla boğuşmayı çok seviyor. onunla oynamaktan ayrı bi zevk alıyor. çünkü çok az zaman geçiriyorlar:(
şimdiki takıntımız taş:)) yolda bulduğu taşları inceliyor atmaya çalışıyor ayrı bir bağ oluştu:))
tv ye sadece kendi seçtiği programları seyrediyor. onlarda çok az..gece bahçesi,bernard..favorileri. çok bağımlı değil allahtan..zaten öyle oturup izleyen bir cins değil:)
herşeye rağmen kendimi çok yetersiz hissediyorum. ona bişeyler verirken dikkatli olsamda hep bişeylerin eksik kaldığını düşünüyorum. dediğim gibi yaşadığım yer beni bu anlamda etkisiz kılıyor. komşuluk olayımda maalesef yok..bunlardan dolayı ikimizin kurduğu bir dünyada oğlumla birbirimizi eğliyoruz.
çok uzuuuuuuuun bir yazı oldu farkındayım. umarım beni okuyan beni anlayan yada bana yol göstermek isteyen anneler vardır...
sevgiler.
Etiketler:
.takıntılar,
dişlerimiz,
günce,
serbest kürsü,
yaramazlıklarım
30 Temmuz 2009 Perşembe
top of list..



bayılırım şöyle afilli başlıklar atmaya:)) neyse yani türkçe meali yapmamız gerekn başlıca şeylerin listesi..bu yapmamız gereken zorunlu görünüp zorunlu olmayan şeyler. biraz türkçeyi katletsemde şunu demek istiyorum aslında zamanı geldi ama tamamen eren'in insiyatifine bağlı.
1. EMZİK: uzun zamandır istiyorum vermediğim zaman uyuyor ama dişlerinin kaşıntısından dolayı tam anlamıyla bıramadık ayrıca gece uykusunda mızırdandığında iyi bir uykuya geçiş oluyor ama ben endişeleniyorum hiç bırakmazsa diye..bu nedenle ptesiden itibaren tamamen çözeceğim bu işi..uykusuz kalsamda bu işi başaracağım.
2. ÇİŞŞŞ: aslında bundan çok emin değiim okuduğum yazılarda çocuğun hazır olması lazım ve korkutmamak gerektiği belirtiliyor. erene lazımlık aldım çiş diyor oturuyor ama iş icraata geldiğinde ağlıyor yırtınıyor bende o anda duruyorum. korkup olayı iyice içinden çıkılmaz hale getirmek istemiyorum. ama saolsun çevrem daha söylemedimi sen savsaklıyon falan fişmekan beni iyice daraltıyorlar. bunada yavaştan başlıcam.
3.YEMEK: yemek düzenimizi çok şükür tatilde rayına oturttum. artık kahvaltımızı ayrı yapıyoruz. günde bir yumurta mutlaka yiyoruz. öğlen çorbamız aralarda meyvemiz akşam biizmle yemek yatmadan muhallebi..tek sıkıntım gece sütü..bazen sabaha karşı alıyor ..bunu da okul açılmadan bi şekilde halletmeliyim.
bazen çok yorulduğumu (hiçbişey yapmasamda) beceremediğimi düşünüyorum. eren'e haksızlık etmekten onu kapasitesi ölçüsünde bazı şeylerden mahrum bırakmaktan korkuyorum. sürekli kafamda bişeyler planlıyor ölçüp biçiyorum . bu da beni yoruyor ..aslında seyrine bırakmak belki en güzel ama yapamıyorum ve yapamayacağımda.
şu sıralar araba öğrenme çabası içindeyim. iki gün oldu önceden de az biraz bildiğimden pek sıkıntı çekmiyorum. eren beni dikkatle izliyor bazen taklidimi yapıyor:)
son bir aya giridk...tatil cee ee yaptı gidiyor bile:(( son 1 ayı umarım verimli dolu dolu geçiririz.
sevgiler..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)