29 Ekim 2009 Perşembe

reset


bu hafta uzun bir tatile merhaba dedik oğluşumla. pazartesi doğum gününü yaptık ve ogün çok yoruldum. gece bir boğaz ağrısıyla uyandım. panik olmadım desem yalan olur. televizyonlarda bangır bangır domuz gribi haberleri yapılırken boğaz ağrısı beni biraz korkuttu. hafta sonu evi zaten çamaşır suyuyla dezenfekte etmiştim. Allahım toplumca panik havası sardı bizi.

salı günü ses kısık biraz burun akıntısıyla okula gittim. öğretmenler olrak risk gurubunda en önde gelenlerdeniz. öğrencilerime ıslak mendil kolonya almalarını tembihlemiştim. Allahtan almışlar. her teneffüs sıralarını sildiler. velileri okula çağırıp detaylardan bahsettik. aslında herkes bilinçlenmiş öğrencilerimiz bile..

çarşamba boş günüm olduğundan uzun bir tatil yapma fırsatı doğdu benim için. ama hastalık beni mahvetti. öksürük eklendi bide dinlenemeyince hala sesim kısık öksürük devam ediyor.

en büyük korkum eren. ona çok yaklaşmamaya çalışıyorum ama velet paçamı bırakmıyor. dinlenmeme izin vermiyor. bugün resmen başımın altından yastığımı çekti. şu sıralar ne beni ne babasını oturtuyor. gel gel diyerek bizi evin içinde dört döndürüyor. ne yapmak istediğini de bilmiyor aslında. elimden geldiğince oyalamaya yeni oyunlar bulmaya çalışıyorum ama olmuyor. adapte olamıyor dikkatini vermiyor. hareket halinde ve isyankar. en ufak kaş çatmamızda bile elini yüzüne kapatıp ağlıyor. bazen ağlama numarası yapıyor. bu konuda çok dertliyim. bir türlü mutlu edemiyorum erenciği..bu durm ayrıca beni streslendiriyor. nerde neyi yanlış yapıyorum diye. aslında yaşadığımız yerin kısıtlı şartları eren'e istediğim şeyleri vermemde beni engelliyor.

eren'in oyun arkadaşlarına ve bol bol enerjisini atacağı bir yere ihtiyacı var. ah bahçeli bir evim olsun ne çok isterdim. çok bahaneler yaratıyorsun şikayetleniyorsun diyorsunuz ama son zamanlarsa bu durum beni darlandırdı.

oğluşum bunlarla birlikte büyüyor. her dediğimiz anlıyor. işine gelince yapıyor. gezmeye parka bayılıyor. havalar soğuyunca bizi zor günler bekliyor kesin. herkese çok yakın...abi abba diyerek çağırıyor yanlarına gidiyor. kitaplara dergilere bayılıyor. belkide birlikte yaptığımız en kaliteli etkinlik o oluyor. dergilere bakıp resimleri anlatıyoruz. hatta geçenlerde benim ders kitapalrıma bakıyordu. kümelerle ilgili bölümlerdeki resimleri kayyu ya benzetti. eşimle koptuk resmen. kayyu kel olduğundan daire şekline kayyu diyor:))

yazdıkça yazasım geliyor pek benim tarzım değil bu ama ne biliyim dedim ya sıkıldım. bi reset lazım bana:)))

herkese gripsiz günler diliyorum..

CUMHURİYETİMİZ 86 YAŞINDA..


27 Ekim 2009 Salı

doğum günü fotoları

anne ve oğul ..o çantayı gece boyunca çıkarmadı..
soframız..menümüzde içli köfte, mercimekli köfte,börek,turşu,sos,çorba ve pastamız vardı.


sofra başı..herkesin ağzı dolu çıkmış:)) kocam,annem,babam,eren'in kuzeni kemal..

eren'in kuzeni kerem,görümcem sibel abla ve kayınvalidem..



kuduruk oğluşlar..


mum üflüyoruz..eren sürekli söndürdü üfletti..çok tatlıydı minik bıdığım.


iki aşkım...

canlarım benim..


kuzenler..


pastamız














kabus çanta:)))



calliou keyfi yanında süt iyi gider:)














































































25 Ekim 2009 Pazar

24 ay...

24 Aylık Bebekler : Herşeyi kendi yapmak ister.

Bezini çıkarabilir.

Oyun hamuru ile oynayabilir.

Ayakkabılarını giyebilir.

Vücuduna krem sürebilir.

İlk kısa cümlelerini kurabilir.

Karşılıklı oyunlar oynar.

Gördüğü herşeyi taklit eder.

Boyu ulaşıyorsa ışıkları ve kapıları çok rahat açıp kapayabilir.

Kendisine söylenen kelimeleri tekrarlar.

İki farklı nesne arasından istenileni seçebilir.

Bisiklete binebilir.

Hayvanlara karşı ilgisi artar.

Rakamları ve harfleri anlamaya çalışır.

İsteklerini anlatabilir.

Resimli hikaye kitaplarına ilgi duyar.

Zıpalamaktan, koşmaktan ve dans etmekten hoşlanır.

p.s: doğum günü kutlamamızı yarın akşam yapacağız..fotoları sizlerle buluşturacağım.

23 Ekim 2009 Cuma

MİM..

sevgili arkadaşım http://hicranulusoy.blogspot.com/ beni mimlemiş..çok tşk ederim.

1-Bloguna neden bu ismi verdin?
oğlumla yaşadığım herşey bana çıktığım uzun güzel bir yolculuk gibi geldiği için bu ismi verdim.

2-Blog yazarken star tribiyle istediğin,olmazsa olmaz dediğin şeyler var mı?
öyle belirlediğim kesin kurallarım yada olmazsa olmazlarım yoktur. ama genelde eren'in uyku saatlerini tercih ederim yazmak için.

3-En son satın aldığın garip şey?
eren'e aldığım arabalar..evde düzinelerce olmasına rağmen sanki kendime alıyormuş gibi çılgın gibi araba alışım:)
4 -Şeker gibi olduğun anlar?
hımm oldukça kapsamlı..eren'in yemek yediği anlar,sabah uykumu almış şekilde kalkmam ve öğrencilerimin anlattığım şeyleri anlayarak soruları çözmesi..çok şeker hatunum ben ya:)

5-Arkadaşım artık sormayın şunları dediğin şeyler?
ikinci çocuk ne zaman? eren çişini söylemedimi? sen kilo mu aldın biraz?

6-Aynaya bakınca gördüğün?
bazen yorgun herşeyden bezmiş bi surat..bazen enerjisi yüksek bi surat..

7-Kendini okutan blog dediğin?

akıcı bir dil , bol fotolu ,aynı sorunların dile getirildiği bloglar..


8-Bu blog sahibi/sahibesiyle karşılaşabileceğin yerler?
tahta başında ders anlatırken, oğluşuna bişeyler almak için oyuncakçıda bulabilirsiniz.


bende ilke'nin anneciği nilayı,elanın annesi zehrayı mimliyorum.







İYİKİ DOĞDUN,İYİKİ BİZİM OLDUN,CANIM OĞLUM




20 şubat 2007..yine aynı muayene ve yine aynı sözler. ilaç kullanacaksın morallli olacaksın..v.s ..v.s..


ağlayarak inimştim o merdivenleri. eşim beni sakinleştirmeye çalışıyordu. hiç kimseye aldırmadan umursamadan ağlıyordum. çünkü yine yine olmamıştı. 4 senedir aynı umutla geldiğimiz muayeneden elimiz boş çıkmıştı. doktorumuz adet olduğunda gel yeni tedavine başlayalım demişti,


aradan zaman geçiyor adet olmuyordum. allahım sinir bir durumdu. test yapmıyordum çünkü alışmışttım negatif durumlara.


herneyse 28 şubat günü anneciğime gittiğimde test aldım ve yaptım. negatif olduğunu görünce içeri girdim derin nefes aldım ve banyoya dönerek testi atmaya kalkıştığımda rüyalarıma giren o çift çizgiyi görmüştüm. Allahım hamileydim...çıldırmamak bağırmamak deli gibi sevinmemek elde değildi.


varlığını o gün hissettim bitanem başta biraz olumsuzluklar olsada beni hiç üzmedin ve biraz erken davranarak 23 ekim günü gelcem dedin. ilk kucağıma aldığım ilk kokunu duyduğum ağlamaların gülücüklerin aguların emeklemen yürümen anne demen derken 2 oldun dünyalar güzeli oğluşum.


seni öyle çok seviyoruz ki ne baban ne ben bu sevgiyi tarif edebiliriz.


bize hep böyle seni tarifsiz sevme fırsatı ver emi oğlum.


iyiki doğdun iyiki bizim oldun canım oğlum...


CANIM ARKADAŞIM SUDENAZ İYİ Kİ DOĞDUN....M. EREN


PAMUŞ KIZ CEREN İYİ Kİ DOĞDUN....M. EREN

17 Ekim 2009 Cumartesi

geri sayım

2 yaşımızı doldurmamıza sadece 6 gün kaldı:)) ...
  • artık bana anne diyor..allahım ne büyük mutluluk. abba lıktan anneliğe terfi etmek:)
  • arabalar vazgeçilmezimiz. hele ağzıyla sürmesi yok mu gel beni ye bitir diyor.
  • kelimelerimiz cümlelerimiz arttı.
  • iyi ki doğdun eren dediğimizde başlıyor oynamaya üflemeye çalışıyor.
  • apartmandan çıkarken kapıdaki aynadan saçlarını düzeltmeden çıkmıyor.::)
  • yorgan yastık battaniye hastası. odanın ortasına getirip içine girip iyidecelerr diiyp yatıyor. ama uyumak yok:)
  • çok güzel top oynuyor. atmalarını geliştirdi. yakında avizeye ulaşacak.
  • kıyafetlerini kendi seçiyor cici cici diye seviyor.
  • güzel hatun hastası . tv de gördüğü an kitleniyor.:)

annecim seni çok seviyom ben..

13 Ekim 2009 Salı

sahipli eşyalar..
















sevgili (http://sudenazarabaci.blogspot.com/ ) eylemcim bi psotunda sude'nin eşyaların sahiplerine ait olması gerektiği takıntısı yazmıştı. aynı durum bizdede başladı.
dün çorapları katlıyorum eren'le başladık oynamaya. ten çoraplara 'annii', babasının çoraplarına 'babba'' diye diye ayırdı. ama bu artık zıvanadan çıktı. yastıktan tutnda bardağa kadar herşeyin bi sahibi var.
çakmak görür ''baba''
bim poşetini görür 'dede'
krem görür 'anni''
akşama kadar eşyaların sahiplerini sayıklayıp duruyoruz:))
dil gelişimimiz iyice artmaya başladı. yavaş yavaş sohbetlere ible başaldık artık. her dediğimizi tekrarlıyor. şu sıralar favori sözcüğü ''bak bi'':))) geçen gece uyuttum yatırıyorum uyku arasında bile bak bi diyordu:))
kitap hastasıyız. saatlerce bakıyor anlatıyor taklit ediyor. bende fırsat buldukça kitap alıyorum oğluşuma.
araba hastalığımızda git gide artıyor. benide yanına çağırıyor düüütt düüüt diye diye ana oğlu deli gibi araba sürüyoruz.
günler böyle karmaşa telaş ilklerle dolu dolu geçiyor. 2 yaşına az kaldı. dün gibi...yaş günümüzü yine aile arasında kutlayacağız.

11 Ekim 2009 Pazar

olmalı mı olmamalı mı?

dün sabaha karşı sancılar içinde kalktım. midemde acayip bir sancı vardı. bi yandan midem bulanmaya başladı. güne çok kötü bi şekilde başladım.
eren kalktı çocuğa kahvaltı hazırlanacak temizlenecek ama bende derman yok ..eşim biraz oyaladı falan ama olmadı. kalktım sancılar içinde kahvaltısını hazırladım. temizledim yedirdim ve babaya teslim ettim. erenimonun da bu arada burnu akıyor sürekli. ama maşallah hiç hasta hali yok ordan oraya hoplayıp zıplayıp duruyor.
akşama kadar tek lokma yiyemedim. kuzumla ilgilenemedim. yavrum gel kaak oynayalım diyor ama kalkmaya mecalim yoktu. oturdu tv falan izledi. ama ben hiç rahat edemedim.
anne olunca hasta olmak bir lüks bence. olmamalıydı...hasta olmaya hakkım yoktu diye düşündüm durdum. oğlumla ilgilenemedim. yediremedim içiremedim. akşama doğru babasıyla dışarı çıktı. ben biraz uyudum tabi sancı girmediği sürece.
sonra annem ve babam geldi çorba yaptılar ailecek içtik. tam uyuduk derken eren mızmızlandı. gece boyunca salladım onu. sabah kalktık cavidan olmuyor ne olursa olsun kalk diren dedim.
kahvaltı çamaşır süpürme faslı derken minno uyudu.
bazen hiçbişeyi yeteri kadar beceremediğimi layığıyla yapamadığımı düşünüyorum. eren'in annesi olmalımıydım olmamalımıydım diye düşündüğüm zamanlar olmuyor değil:(

6 Ekim 2009 Salı

fotoaşk







5 Ekim 2009 Pazartesi

calliou(kayyu)


erenimonun son favorisi kayyu...bizde eren sayesinde izliyoruz.

kayyu hayatta görebileceğiniz en mükemmel çocuk. annesine her şekilde yardım ediyor,kardeşine bakıyor,babasına yardım ediyor. hiç inatçılık etmiyor. zamanında yemeğini yiyip zamanında yatağına gidip yatıyor. daha 4 yaşında..

sürekli araştırmacı bişeyler öğrenmeye çalışıyor. aileside mükemmel ötesi.

annesinde müthiş bir sabır var. hiç ama hiç kızmıyor. sürekli çalışıyor. babada ideal erkek. anneye yardım ediyor. küçük bebeğin bakımın üstleniyor. çamaşır ev süpürme valla elinden her iş geliyor.

babanne ve dede mükemmeller. herbirinin hobisi var. hiç oram ağrıyor buram ağrıyor demiyorlar.

biz eşimle bayılıyoruz bu çizgi filme. ütopik olması bizi cezbediyor sanırsam:)

bide kayyunun ''tamaaaaaaaam'' demesi evimizin yeni sloganı.

2 Ekim 2009 Cuma

eren'in arabaları


arabaya binilir yola çıkılır.

derken bir toros geçer.

erenimo ''dedenin dütdütü''

''evet oğlum dedenin''

yola devam edilir. peoguet geçer.

erenimo ''ibin (emin) in dütdütü ''

''evet oğlum eminin dütdütü''

opel geçer ''baanın dütdütü''

''evet oğlum babanın dütdütü''

bu böyle sürer gider. allahtan diyorum çok kalabalık değiliz. yoksa kafamız araba muhabbetinden patlayacak:))