Hiç aklıma şöyle diyeceğim gelmezdi..Gaz sıkıntını,diş acılarını,emmeni özledim be yavruş. Şimdilerde onlarda dertmiymiş diyorum.
Büyüyorsun dolayısıyla keşfetmeye bayılıyorsun. Ama gel gör ki herşey keşfedilmez sana zarar verebilir. Herşeyi anlamana rağmen bunu bir türlü anlamıyorsun. Belki de ben anlatma yolarını bir türlü beceremiyorum.
Çalışan anne olmama rağmen birlikte çok vakit geçirebiliyoruz. Ama senin de benim de özgürlüğe ihtiyacımız var. Birbirimizi özlemeye yaşadıklarımızı anlatmaya ihtiyacımız var. Maalesef seni evde kendi haline bırakamıyorum. Çünkü bütün tedbirleri almama rağmen mutlaka kendine zarar verecek bişey buluyorsun. Sana fanusta yapamam ki bebeğim!
Dün okuldan geldim uyuyordun. Babannen namaz kılıyordu. yatak odasına geçtim etrafı topladım. babannenin yanına gittim. Kadıncağız bembeyazdı..Anladım ki yine vukuat var!!
gözle kaş arası benim saç düzleştiricisini alıp tv nin fişine sokmuş . TAbi ısınıca eli yanmış bağırmaya başlamış.
Duyunca şaşırmadım ama telaşlandım kendime kızdım. Biraz daha tedbir almalısın diye.
uyandığında sorduğumda lafı değiştiriyor. Suçlu olduğunda her zaman yaptığı taktiktir bu:)
Akşam babası banyodayken kapısında tepiniyordu. Bende yemeği hazırlıyorum ses kesildi. KOrkmak gerekli ses kesildi mi bir iş üzerindedir. Gittim baktım çamaşır makinesinin musluklarından birini açmış su akıyor. Akan su bir kutu dolusu deterjanın içine akıyor. Heryer göl olmuş...Kızsam mı ne yapsam bilemedim..
içimden bir ses daha yeni başlıyoruz diyor:)
26 Mayıs 2010 Çarşamba
24 Mayıs 2010 Pazartesi
küçük öğrencim...
Kapıdan içeri girer girmez hemen oynamaya başladı. Kırk yıldır ordaymış gibi..Erenimo artık okullu oldu. Ağustosta başlayacak. İçim bir tuhaf..Emin değilim. Kreşi araştırdım şimidlik herşey yolunda gibi ama...Erenimo kozasından çıkıp kelebek olup uçup gidecek.
Bağımsızlaşacak...Etkileşimle öğrenecek..Bilemiyorum dedim ya içim bir tuhaf..
Önümüzde daha zaman var. Ama artık başlamalı diye düşünüyorum. Arkadaşlarıyla etkileşime girmeli öğrenmeli. Yarım günlük programa yazdırdık.
ufff çok saçma yazıyorum. Başlayıp yüzünde gülücükler gördüğümde içim rahatlayacak..
Kreşimiz http://www.sumankres.com/..
bu arada doktora gittik. yaraları için şampuan verdi. 14 kg 90 cm olmuş oğluşum. herşey gayet normal güzel dedi. Erenimo hiç ama hiç ağlamadı.
galiba anne ağlayacak:(
Bağımsızlaşacak...Etkileşimle öğrenecek..Bilemiyorum dedim ya içim bir tuhaf..
Önümüzde daha zaman var. Ama artık başlamalı diye düşünüyorum. Arkadaşlarıyla etkileşime girmeli öğrenmeli. Yarım günlük programa yazdırdık.
ufff çok saçma yazıyorum. Başlayıp yüzünde gülücükler gördüğümde içim rahatlayacak..
Kreşimiz http://www.sumankres.com/..
bu arada doktora gittik. yaraları için şampuan verdi. 14 kg 90 cm olmuş oğluşum. herşey gayet normal güzel dedi. Erenimo hiç ama hiç ağlamadı.
galiba anne ağlayacak:(
22 Mayıs 2010 Cumartesi
düşe kalka büyür mü?
Eren büyüdükçe kazalarımız artıyor. keşfetmek denemek istiyor ama bazen tehlikenin farkında olmayabiliyor.
Bugün olağan kahvaltımızı yapıp anne ev işlerine dalmıştı. Oturma odasını süpürme işine girişmişken erenimo koltuğun tepesinde hopluyor baba nete dalmıştı. Eren'i bikaç kez uyarmamıza rağmen deli danalar gibi hoplamaya devam etti ve beklenen son! iki koltuk arasına tepe taklak düştü. Babasıda bende yetişemedik. Çok ağladı kucağıma aldım sakinleştirmeye çalıştım ama olmadı. Bir yandanda sinirlendik. çok uyardık ama bir türlü anlamadı. Gözünde bir çizikle atlattık bu kazayı.
Bu kazalar daha çok başımıza gelecek gibi. Akşama kadar sürekli takibindeyim. kısıtlamakta istemiyorum ama o kadar tehlikeli işler yapıyor ki müdahele etmemek mümkün değil. Düşmesine rağmen sürekli hoplamaya tepinmeye devam etti.
En korktuğum olay balkon! artık tek başına çıkabiliyor. Sandalye tabure v.s şeylere ihtiyaç duymadan..Odada yalnız bıraksam bile dakika başı gidiyorum. Acaba pencere açık mı bişeylerin tepesinde mi? diye..Çocuk bu düşe kalka büyür dediğinizi duyar gibiyim ama korkularım çok fazla...enerjisini atabileceği ortam yok..Sağlayamıyorum da..en büyük eksikliğimiz kendi odası olmaması..Evimiz olduğunda tek hayalim ona uygun bir oda dizayn etmek..
Ağustosta erenimo kreşe başlayacak...Şimdiden ona anlatmaya başladım. Hatta görüşmeye birlikte gitmeyi düşünüyorum. Çok heyecanlıyım...
Son bir not pazartesi doktora gideceğiz. Eren!in kafasının üst bölümünde ufak tefek yaralar var ve pul pul dökülüyor geçmesini bekledim ama bir türlü geçmedi. Onu göstereceğiz hem de genel kontrol var.
Şimdi mışıl mışıl uyuyor kimbilir rüyasında neler görüyor nerelerden atlayıp zıplıyor yumurcak:))
Bugün olağan kahvaltımızı yapıp anne ev işlerine dalmıştı. Oturma odasını süpürme işine girişmişken erenimo koltuğun tepesinde hopluyor baba nete dalmıştı. Eren'i bikaç kez uyarmamıza rağmen deli danalar gibi hoplamaya devam etti ve beklenen son! iki koltuk arasına tepe taklak düştü. Babasıda bende yetişemedik. Çok ağladı kucağıma aldım sakinleştirmeye çalıştım ama olmadı. Bir yandanda sinirlendik. çok uyardık ama bir türlü anlamadı. Gözünde bir çizikle atlattık bu kazayı.
Bu kazalar daha çok başımıza gelecek gibi. Akşama kadar sürekli takibindeyim. kısıtlamakta istemiyorum ama o kadar tehlikeli işler yapıyor ki müdahele etmemek mümkün değil. Düşmesine rağmen sürekli hoplamaya tepinmeye devam etti.
En korktuğum olay balkon! artık tek başına çıkabiliyor. Sandalye tabure v.s şeylere ihtiyaç duymadan..Odada yalnız bıraksam bile dakika başı gidiyorum. Acaba pencere açık mı bişeylerin tepesinde mi? diye..Çocuk bu düşe kalka büyür dediğinizi duyar gibiyim ama korkularım çok fazla...enerjisini atabileceği ortam yok..Sağlayamıyorum da..en büyük eksikliğimiz kendi odası olmaması..Evimiz olduğunda tek hayalim ona uygun bir oda dizayn etmek..
Ağustosta erenimo kreşe başlayacak...Şimdiden ona anlatmaya başladım. Hatta görüşmeye birlikte gitmeyi düşünüyorum. Çok heyecanlıyım...
Son bir not pazartesi doktora gideceğiz. Eren!in kafasının üst bölümünde ufak tefek yaralar var ve pul pul dökülüyor geçmesini bekledim ama bir türlü geçmedi. Onu göstereceğiz hem de genel kontrol var.
Şimdi mışıl mışıl uyuyor kimbilir rüyasında neler görüyor nerelerden atlayıp zıplıyor yumurcak:))
19 Mayıs 2010 Çarşamba
bizden-gündemden-den den...
ilerde mutlaka okuyacaksın bloğunu oğluşum...şöyle düşündüm de neler olup bitiyor yazmak lazım. bilmen lazım..geçmişi,yaşananları,mücadeleleri..bilmelisin.
Türkiye gibi bir ülkede yaşıyorsan bilmelisin. Geçmişte yaşanan ihtilalleri o ihtilallere verilen kurbanları...haklar için verilen mücadeleleri,hiç uğruna verilen canları...fazla açılmadan gündemle ilgili bikaç şey yazayım..
Türkiye gibi bir ülkede yaşıyorsan bilmelisin. Geçmişte yaşanan ihtilalleri o ihtilallere verilen kurbanları...haklar için verilen mücadeleleri,hiç uğruna verilen canları...fazla açılmadan gündemle ilgili bikaç şey yazayım..
- şu sıralar en büyük ve en komik gündem olamadığımız şampiyonluğumuz..biz kimiz fenerbahçeyiz. yanlış bir anonsla sevinen yurdum insanı atlar sahaya futbolcular sevinir..ve bi ses böler coşkuyu bursa şampiyon.:)) sevindim hem de çok fbli olarak. Anadolu haketmişti bi şampiyonluğu. şimdi herkes birbirine suç atıyor. geriye yanan tribünler kaldı!
- diğer bir gündem maalesef göcük altında iki gündür bekleyen 30 can...bilmem sen büyüdüğünde böyle felaketler olacak mı? İnsan hayatı böyle ucuz mu olacak...insanlar umutsuz gözlerle etraflarına bakacak mı? zor bebeğim bu dünya zor..
- CHP kaynıyor...Ve büyük bi değişim başlıyor. Kemal Kılıçdaroğlu nam-ı diğer gandi:) geliyor. Yeni soluk olur diye umuyor insanlar.
- Bunun yanında bir sürü cinayet taciz v.s gündem sürekli değişiyor. Bunlardan bahsetmek nefesimi kesiyor bebeğim. Umarım sizlerin yaşadığı zamanlarda bunlardan eser kalmaz..umut fakirin ekmeğidir....
- Bizim gündemimizde senin baş gösteren kıskançlığın vardı bugün..Evimize gelen küçük Efe'yi çok kıskandın. salıncağını paylaşmadın..üstüne üstük onun emziğini deli danalar gibi ağlayarak istedin. emziği bırakmana rağmen. Kardeşe katlanamayacakmısın yoksa!
- Anne de bahar rehaveti yine geçmişe özlem var..
11 Mayıs 2010 Salı
eren konuşur..anne dinler..

- şapıyoosun
- çamaşır asıyorum oğlum
- bende aşcam
- dikkat et.
- ha damam ederim.
...........................
- nolmuuş
- bişey olmamış oğlum
- nolmuuş dedimm
- annecim .....bla bla bla
- ha damam o zaman.
..................................
- anne şeni şok seviyom
- bende oğlum.
ve bunun gibi bir yığın kelime diyalog v.s ...küçücük kucağımda mırıldanırken şimdi nerdeyse dedikodu yapacak kıvama geldik be oğluşum.
8 Mayıs 2010 Cumartesi
bir anneler günü yazısı
öncelikle yazma başlamadan şunu belirtmeliyim. amacım asla duygu sömürüsü yapmak, yazıyı okutmak için bunu kullanmak değil.
uzun zamandır kabullenemediğim içimde yaşadığım dillendiremediğim konduramadığım ailemizin içinde yara olan bi durumu paylaşmak istiyorum. sizlerle dertleşmek istiyorum sadece. belki ilerde silerim.
evet yarın anneler günü...şükür ki anneciğim hayatta sağlıklı bir oğlum var. sana binlerce şükür allahım. ama hepimizi sürekli düşündüren bir durum var ki anneciğimin hastalığı. Annem genetik olarak neislden nesile aktarılan kendisine de babasından geçen bir hastalığın pençesinde. Adı ''hungtington''. Adı bile illet bana göre. internet kurdu biri olarak bu hastalığı google yazdığımda başını okuyup sonunu getiremiyorum. yokmuş gibi saymak istiyorum ...ama olmuyor. anneciğim hep benimle gözümün önünde. değişimi her geçen gün daha çok hissediyorum.
peki nasıl bir hastalık bu? öncelikle 35-40 yaşlarında görülmeye bşalıyor. hasta sürekli dalgın derin düşüncelere dalıyor. her geçen yıl kötüleşiyor. bunalıma giriyor. konuşma bozukluğu başlıyor ve sonunda konuşamıyor. yutkunamıyor. yemek yerken sürekli öksürüyor. annem şu anda çorbasını bile susuz içemiyor. beyindeki sinirleri tek tek öldüren bir hastalık. hareketlerini kontrol edemiyor. dengesini sağlayamıyor. annem şu anda yürüyor ama bazen takılabiliyor. elleri sürekli hareket halinde. halisünasyonlar görebiliyor. inatçılık başlıyor....falan filan.
bu hastalığın tedavisi ilacı ameliyatı yok..hastaya kaliteli bi yaşam sunmak ona çok iyi bakmak süreci yavaşlatıyor. annem şimdilik çok şükür yürüyor kendi ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. şimdilik sohbet edebiliyoruz. ama ilerleyen zaman bunu da alacak.
bu anneler gününde ben anneme sağlık zindelik vermek isterdim. çocukluğumda her yere koşturan evini çekip çeviren bize güzel pastalar yapan güzeller güzeli annemi iyileştirmek isterdim.
dediğim gibi bu bir duygu sömürüsü değil. kabullenemediğim dillendiremediğim yaklaşık 3 yıldır ailecek bi fiil mücadele ettiğimiz hastalığı sizlerle paylaşmak..
daha fazla yazamıyorum.
anneciğim seni çok seviyorum gücümüz yettiği kadarıyla babam ablam ve kardeşim senin için savaşacağız...
uzun zamandır kabullenemediğim içimde yaşadığım dillendiremediğim konduramadığım ailemizin içinde yara olan bi durumu paylaşmak istiyorum. sizlerle dertleşmek istiyorum sadece. belki ilerde silerim.
evet yarın anneler günü...şükür ki anneciğim hayatta sağlıklı bir oğlum var. sana binlerce şükür allahım. ama hepimizi sürekli düşündüren bir durum var ki anneciğimin hastalığı. Annem genetik olarak neislden nesile aktarılan kendisine de babasından geçen bir hastalığın pençesinde. Adı ''hungtington''. Adı bile illet bana göre. internet kurdu biri olarak bu hastalığı google yazdığımda başını okuyup sonunu getiremiyorum. yokmuş gibi saymak istiyorum ...ama olmuyor. anneciğim hep benimle gözümün önünde. değişimi her geçen gün daha çok hissediyorum.
peki nasıl bir hastalık bu? öncelikle 35-40 yaşlarında görülmeye bşalıyor. hasta sürekli dalgın derin düşüncelere dalıyor. her geçen yıl kötüleşiyor. bunalıma giriyor. konuşma bozukluğu başlıyor ve sonunda konuşamıyor. yutkunamıyor. yemek yerken sürekli öksürüyor. annem şu anda çorbasını bile susuz içemiyor. beyindeki sinirleri tek tek öldüren bir hastalık. hareketlerini kontrol edemiyor. dengesini sağlayamıyor. annem şu anda yürüyor ama bazen takılabiliyor. elleri sürekli hareket halinde. halisünasyonlar görebiliyor. inatçılık başlıyor....falan filan.
bu hastalığın tedavisi ilacı ameliyatı yok..hastaya kaliteli bi yaşam sunmak ona çok iyi bakmak süreci yavaşlatıyor. annem şimdilik çok şükür yürüyor kendi ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. şimdilik sohbet edebiliyoruz. ama ilerleyen zaman bunu da alacak.
bu anneler gününde ben anneme sağlık zindelik vermek isterdim. çocukluğumda her yere koşturan evini çekip çeviren bize güzel pastalar yapan güzeller güzeli annemi iyileştirmek isterdim.
dediğim gibi bu bir duygu sömürüsü değil. kabullenemediğim dillendiremediğim yaklaşık 3 yıldır ailecek bi fiil mücadele ettiğimiz hastalığı sizlerle paylaşmak..
daha fazla yazamıyorum.
anneciğim seni çok seviyorum gücümüz yettiği kadarıyla babam ablam ve kardeşim senin için savaşacağız...
5 Mayıs 2010 Çarşamba
bu ne?

şimdi eren bloğa yazdığımı görse '' bu ne? '' der cevabını alana kadar kafamı şişirirdi. (uyuyorlarda kendileri) sabahtan akşama kadar kurulmuş saat gibi^'bu ne' 'bu ne' diye önüne gelen herşeyi soruyor. TV deki dergideki yoldan geçen geçmeyen ne görürse..canlı cansız varlık farketmiyor hepsine ortak bir dil kullanıyor 'bu ne?'
Cevabınız da önemli ..öyle her cevabı kabul etmiyor. Baştan savma cevapları biliyor ve doğruları söyletene kadar bu ne bu ne diyip duruyor. Bu oğlan polis falan olursa vay halimize..
Geçende (kapı açıldı oğluş geldi kucuma) tv izliyoruz okan bayülgen'i sordu durdu. bu ne bu ne...en sonunda ayrıntılı biçimde adamın yedi ceddini anlattım.
balkon muhabbetlerimiz ayrı bi konu...hergün çıkıyoruz mutlaka yoldan geçenlere laf atmadan durmuyor. abi abla gel..o ne diyerek elindekileri dahi soruyor. adamlar beni görünce kızarıyorum valla. ben okuldayken mamınnesi ile balkon sefaları daha uzun sürüyormuş. öyleki (evim okula çok yakın) öğrencilerim öğretmenim eren'i balkonda gördük diyip bana haber veriyorlar.
değişmeyen şeylerimiz de var. gece kalkmalarımız sabah kargalarla kahvaltılarımız... o bize alışana kadar biz ona alıştık.
Cevabınız da önemli ..öyle her cevabı kabul etmiyor. Baştan savma cevapları biliyor ve doğruları söyletene kadar bu ne bu ne diyip duruyor. Bu oğlan polis falan olursa vay halimize..
Geçende (kapı açıldı oğluş geldi kucuma) tv izliyoruz okan bayülgen'i sordu durdu. bu ne bu ne...en sonunda ayrıntılı biçimde adamın yedi ceddini anlattım.
balkon muhabbetlerimiz ayrı bi konu...hergün çıkıyoruz mutlaka yoldan geçenlere laf atmadan durmuyor. abi abla gel..o ne diyerek elindekileri dahi soruyor. adamlar beni görünce kızarıyorum valla. ben okuldayken mamınnesi ile balkon sefaları daha uzun sürüyormuş. öyleki (evim okula çok yakın) öğrencilerim öğretmenim eren'i balkonda gördük diyip bana haber veriyorlar.
değişmeyen şeylerimiz de var. gece kalkmalarımız sabah kargalarla kahvaltılarımız... o bize alışana kadar biz ona alıştık.
4 Mayıs 2010 Salı
kocaman yürek NEHİR'E DESTEK..
http://nehir-im.blogspot.com/p/paypal.html vereceğiniz her kuruşun nehir'in nefesine nefes kattığını onun o kocaman yüreğine mutluluk vereceğini anne babasının yüzünü güldüreceğini unutmayın..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)