29 Ağustos 2010 Pazar

benim için...


bu postu sadece ve sadece kendim için yazıyorum. yapmam gerekenler var ve artık zamanı geldi çok geç kalındı hatta..

buraya yazıyım ki unutmayım yapmazsam kafamı taşlara vurayım.


  • 7 kasımda KPDS sınavı var. ^13 eylülde başvuru var.

  • 28 kasımda ALES var. 4 ekimde başvuru var.


şimdi yarın gidilecek birer kitap alınacak çalışılacak sonra seneye baş vurulacak gerisi Allah kerim:)

25 Ağustos 2010 Çarşamba

büyürken...

zaman sen nelere kadirsin...şöyle geçmişe dönüp baktığımda neler neler geçti ne hüzünler ne güçlükler ...insanoğlu unutmasa yaşayamazdı herhalde.
Ben çocuklara aşık bir insanım. Çok severim minik yürekleri. Evlendiğimde 2 yıl sonra çocuğumuz olsun diye bir plan vardı kafamda. Ama her zaman planlarınız sizin istediğiniz gibi gerçekleşmiyor.
Biz eren'e kavuşmak için 5 yıl bekledik. Beklerken çok yorulduk. Ağladım yıprandım...HErşeye gerçeklere kapattım kendimi. Pasif hayattan fazla beklentisi olmayan sadece işle yoğunlaşan bir insan oldum çıktım. Hayatı esprili yönleriyle yaşarken fazlasıyla karamsar bir insan olup çıkmıştım.
Bıraktım düşünmez oldum ve yaptığım bir testle değişti hayatım. Koskaca 9 ayı karnımda tepiciklerle geçirdim. 23 ekimde kucağımda mis kokunla tanıştım. Emzirme savaşları gaz çığlıkları diş sancıları ilk adımları ilk sözcükleri derken bugün elime verdiği o kağıt parçası beni benden aldı gitti.
Oğlum okullu olduğundan beri beni bambaşka duygular esir aldı. Bugün koşarak yaptığı çalışmayı getirdi. O kadar masum o kadar eren'ce bir çalışmaydı. Bayıldım öptüm kokladım yavrumu. Herşey bitti herşey unutuldu. Yıllarca negatif çıkan testler hastane koridorları herşey bitti gitti.
O kağıt parçası bana mutluluk getirdi. Büyürken oğlum beni de büyütüyor büyülüyorsun...

22 Ağustos 2010 Pazar

yazdım gitti...

Yazasım var...ama nerden nasıl başlayacağımı neleri yazacağımı bir toparlayabilsem. Erenimo ile yaşadığımız anlık görüntülerden sohbetlerden mi bahsetsem; hayatın içinde kayboluşumu hissettiğim yalnızlığın ve korkularımdan mı bahsetsem.
Şimdi baba oğul fosur fosur uyuyorlar. Uyumak insanları ne kadar masum saf temiz bir hale sokuyor. Hele Erenimo..uyurken ona her baktığımda gözlerim doluyor. Kızdığım anları yada istediği bişeyleri yapamadığım anları düşünüyorum. Uyurken çok masum oluyor.
Sabah olacak yatağından kalkacak ''anneee ben tenli su ittiyoom' diyecek. Hemen suyu gelecek. Kıyafetlerini getirmeye başladığım anda ağlamaklı bi sesle ''okula gitmiceeem'' . Binbir tebessüm ikna yöntemiyle arabaya bineceğiz. Koltuğuna kurulacak hiç konuşmayacağız. Okul yoluna girdiğimiz anda ben gitmeeem diye ağlayarak kucağımda okula teslim edeceğim...
DÜn gece rüyasında konuşuyordu..''Anneme götür beni diyom sana'' . Çok güldük babasıyla.
Hele diyologlarımız...
Kıyafetini giydirdim. ''Eline şağlık anne''
''Afiyet olsun bitanem''
'Anne o yemekte söylenir...''

''Anne pencereyi açma sinek girer.''
Soruları hep değişik hem de cevaplanamayan türden. Cevaplarken genelde gerçeklerden bahsetmeye çalışıyorum ama bazen öyle bi soru soruyor ki bakakalıyoruz..
Oyuncaklarıyla ilişkisi günlük kısa ilişkiler. Çok maymun iştahlı ama bir oyuncağına taktı mı günlerce gözününü önünde tutuyor. Oynamasa bile onun varlığını hissetmek istiyor sanırsam.
Evde tüm mahalleye yetecek top var. Küçük büyük renklisi baskılısı yani her türden topları var. Gün içerisinde oynadığı süre maksimum 5 dakikadır. Ama onlar gözünün önünde olmalıdır.
Arabaları aynı modelden her renk olma kaydıyla sayılamayacak kadar...Onları sıraya dizip koca bir galeri yapma girişimleri oluyor genelde. Çok güzel araba sürer. Kontağı çevirir çalışma sesini verir ve ıııııın ııııııııın diyerekten evi dolaşır. Belki oynama süresi en fazla bu oyuna ayırır.
Dergilere gazetelere bakmaya resimleri yorumlamaya bayılır. Ama bunu birlikte yapmalıyız. Ne hikayeler türetiriz dergideki resimlerden. Tabi ki favorilerimiz anne bebek dergileridir.
Gece uyanmaları çok olduğu ve artık beni çok yıprattığı için yer yatağı yapmayı denedim. ve çözüm oldu sayılır. Anne oğul oturma odasına taşındık. Baba yatak odasında saltanatını ilan etti. En azından bir kere uyanıp su istiyor. Yer yatağını sevme nedeni 360 derece dönüp yattığı noktaya geri dönmeyi başarabilmesi sanırım.
Yemek düzeni özellikle kreşe başladıktan sonra çok ilerledi. En azından boğazından çorba dışında değişik tatlar geçmeye başladı. Makarna pilav patates börek...Yemek yemeği bir ritüel halinde yapıyoruz. ''ömlüğü getir anne'' önlüğü takılır kaşıklamaya başlar. Tabi bu süreç oyuna dönmediği sürece muhteşem bişey.
Tuvalet eğitimimiz tamamen bitti. Artık çiş kaka doğruca klozete...Gecede kaçırmak yok.
En kötü özelliği saplantıları yada takıntıları diyeyim..Örneğin bir terliği var sürekli ayağında gece yatarken bile...Ben10 baskılı bir bardağı var suyu sadece onda içiyor. Çorapları asla uzun olmayacak..
Yazasım vardı yazdım gitti...

21 Ağustos 2010 Cumartesi

tuvaletten naklen yayın...

http://vimeo.com/14265611
izlemeniz şiddetle tavsiye edilir....

18 Ağustos 2010 Çarşamba

kreş güncellemesi(nurturia saolsun:))))))

Hangi başlığı atsam diye düşünürken nurturia'da kullandığımız meşhur kreş güncellemesi aklıma geldi. Sen çok yaşa nurturia..

Evet kuzu pazartesi itibariyle kreşe başladı. Eren'in tavrı tarzına göre bu işi kolay hallederiz hiç sorun olmaz nasıl olsa yarım gün gidecek iç seslerine karşın Erenimo bizi fena yanılttı.

KREŞ 1. GÜN: Akşamdan eşyalarını hazırladım. İçimdeki kelebeklerle uyuduk. Sabah kalktık. Okula gideceğini biliyordu. Anlata anlata okula geldik. Öğretmeni karşıladı. Bizim ki hemen oyun parkına yöneldi. Diğer çocuklarla oynamaya başladı. Bende öğretmeniyle bikaç konuyu konuştum. Baktım bizim ki kendi deyimiyle komacan kamyonlara saldırmış oynuyor. kapıya yöneldim. Ve eve doğru yol aldım. İçimde tuhaf hisler ve seslerle eve geldim. Müthiş bir boşluk sessizlik..Hep şikayetlendiğim kendi kendime kalamadığım diye hayıflandığım günlere inat hiç keyfim yok. Evin tadı tuzu yok. Elim kolum kalkmadı oturduğum yere çakıldım. Sonrasında saat geldi erenimo'ya doğru yolculuk başladı. Koşar adım kapıya yöneldim.

içerde kuş gibi bi ses''kim delmiş?' anne diyince o nasıl bir ağlama anlatamam. Saatlerce sarıldık bana kızdı...Doğal olarak ağlamış. Bİzi aramış öğretmenine kızmış..Beklemiyordum. O kadar keyifli bırakmıştım ki..hemen komplo teorileri ürettik eşimle.. acaa kızdılarmı üzdülermi...v.s v.s..sonrasında kendine geldi ve anlattı. olumsuz bir durum yoktu.

KREŞ2.GÜN: Sabah boyalarını kreşe bırakalım telkiniyle yola düştük. eline küçük poşetini verdim. İçinde yedek kıyafetleri. Bakıcı annemiz karşıladı bu kez. İçten güleryüzlü bi kadın. Tuttu elinden minno'nun hadi dolabına koyalım derken içeri süzüldü . Biz babayla sap misali yine kapıdaydık. Öğretmeni geldi tavrı nedense bize profesyonel gelmiyor. Allah'tan diğer öğretmen seçeneğimiz var. Belki çok iyidir ama ısınamadıuk nedense. Eve geldim ..uyusana be kadın. Başka zaman olsa dövünür durursun..Eren yok ya ben yine meşhur koltuğa gömüldüm elimde bilgisayar...(nurturia sen yine yaşa)

Almaya gittik. Düne göre gayet iyiydi. Öğretmenin ağzından kerpetenle alıyoruz lafları. Eşimde bende tedirginiz biz doğru mu yaptık diye.

KREŞ 3.gün: Kıyafetlerin kendi seçti. Gömlek giyecem dedi. Süsledik püsledik arabaya bindik. Okulun kapısına geldik diğer öğretmenimiz gelmiş. Görünce ısındım. Daha profesyonel. Erenimo içeri gitti ama ağladı bu sefer. Bakıcı anne bizi sakinleştirdi. Eve geldim. Ev dolu bu sefer kardeşimler var. Uyumaya çalıştım. Kalktım oyalandım. Dedesiyle almaya gittik. Teyzesi Burdur'a gidecekti görmeden gitmeyim diye onlarda geldiler. Servis şöforüyle karşılaştık kapıda. Eren yemek yiyor diye. Sevindim ilgileniyorlar en azından tüm personel. Erenimo 5 yaş grubu öğretmeni ve Sevgi öğretmeniyle geldiler. Bugün düne nazaran iyiymiş. Sevgi öğretmenini sevmiş. iletişimini kurmuş. Bende sevdim. Bugün bende oğlumda daha iyi eve döndük.



Süreç böyle ilerliyor. Bende Eren'de alışacak. Biz çok yapışık bir ana oğuluz. Birbirimizin arkadaşıyız. ÇOk kavga ederiz çok oynaşırız..Niye zor geliyor diye sorarsanız

15 Ağustos 2010 Pazar

notlar...

  • yarın kreşin ilk günü.
  • çantasını hazırladım gözümden yaş döküldü dökülecek. (ben bu sıpadan nasıl ayrılırım bilmem ilerde)
  • akşam alışverişe çıktık bir terlik krizi yaşadık ve erenimoya bininci terliğini aldık.
  • vesikalığını çektirmiştik ben böyle bir masumiyet görmedim...bakıp bakıp seviyorum.
  • içimde kelebekler uçuyor.
  • içimde korkularda yok değil.
  • ah içime tüküresim geliyor.
  • iş hayatımın temeline bomba konuldu. her an tetikteyim.
  • bloğu herşeye rağmen sürdürebildiğim için kendime şaşıyorum.
  • kızkardeşim hamile hemde 4 aylık. artık yazabilirim.
  • kendimi bakıma almam lazım.
  • su içmek hayattır.
  • evdeki işten fenalık geldi. ütüden çamaşırdan ve yemek yapmaktan...erkek olmak varmış.
  • bir milyonuncu kez yüksek lisans yapmaya karar verdim.
  • niğde'yi terk etmek istiyorum...

12 Ağustos 2010 Perşembe

başlarken...


Yaz ha geldi gelecek derken cee ee yapıp gidiyor...ve bitenlerle birlikte hayatımızda yeni başlangıçlar bizi bekliyor.

İlk ve en önemli başlangıcımız kreş...Erenimo artık okullu oluyor. Pazartesi günü kreşe ilk adımlarını atacak. İçimden bir ses bunun hiç kolay olmayacağını söylüyor. Hem onun için hem de benim için. Çok klişe bir tabir olacak belki ama biz kuzuyla bir elmanın yarısı olduk. Her zaman sevişmesekte kavgalarımız bile bizi bağladı desem...Çok mu duygusala bağlarım olayı. Uyku saatleri dışında pek ayrı kalmadığımızdan kreş zamanı ikimize de zor gelecek. Ama biliyorum ki Eren için bu büyük değişimlerin başlangıcı olacak. Paylaşmayı,yemek yemeyi(evet yemeyi!) ,şarkıları v.s bir sürü şey öğrenecek. Konuşma konusunda yaz boyunca büyük ilerlemeler kaydettik. Herif deyimleri bile öğrendi. Ama paylaşım konusunda büyük bir canavara dönüşüyor. Benim ayakkabılarımın bile takipçisi oldu velet.

Diğer başlangıçlar benim iş hayatımla ilgili..umarım beni üzecek şeyler yaşanmaz..detaylandırmak istemiyorum.

Yaz boyunca kardeşler biraradaydık. Hem yorucu hem de bir o kadar zevkli bir tatil oldu. Özellikle Şevval (yeğenim) ile Eren'in maceraları ablamla beni sinir hastası etse de yine de güzeldi..Var mı baba ocağı gibisi.

Şöyle kafamı toparlayabilirsem tatilde yaşadığımız herşeyi yazmak istiyorum. Zira tepemde ayaklarıyla saçlarımı tiftik keçisine çeviren bir velet buna izin vermiyor...