Kreşe ilk başaldığımız zamanlarda Eren kreşte nasıl vakit geçiriyor diye merak ediyordum. Eve geldiğinde kreşle ilgili sorularımıza istediğimiz dönütleri alamıyorduk.
Son üç haftadır biz sormasakta kendisi anlatmaya başladı. En güzeli hiç ummadığımız anlarda kreşte öğrendiği şarkıları ve hikayeleri söylemesi.
Aklıma gelen birkaç kreş sohbetini yazıyım dedim...
- ,,,sevlay öötmenim alçın beni.
- biz bugün pilav yedik. Dede çoobası içtim.(mercimek)
- tik tak tik tak hikaaaye şaati başlıyooo.
- Hiyadet öötmenim bugün yemekte yanımda otuudu.
- Benim yatağım yok..niyeeee
- Yiğit var ya o şüt içti uyudu.
- beenim aakaşlarım uyudular.
- Anne benim işim yeede..( iş dediği o gün yaptığı etkinlik)
- Düyiye öötmenim bana bakmıyoo(5 yaş grubu öğretmeni)
- 'mırnav mıynav piş kediler..
- elimiz yıkarken elleyy havaya diye baarıyoş.
- Yemeğimizi öötmenlerimiz koyuyor.
Şimdilik aklımda olanlar bunlar. Ama gün geçtikçe anlattığı hikayeler ve olaylar git gide artıyor.
6 Ekim 2010 Çarşamba
3 Ekim 2010 Pazar
İSTEK SAATİ
Anne tüm işlerini bitirmiş kendini koltuğa tam bırakacakken ordan bir ses duyulur.
- Anne su ittiyooom.
Anne ilk seferinde gider suyu verir. Eline dergisini alır tam okuyacakken bücür bitiverir yanında...
- Anne kek ittiyoom.
Anne içinden oflar puflar ama emir büyük yerden hiç sesini çıkarmaz keki verir. Kek biter ortalık toplanır yeniden su verilir.
Anne gerçekten oturmak istemektedir.
_Anne kakam vaaamışş.
Birlikte tuvalete gidilir bücür klozete oturtulur yanında anne de tabureye oturur. Saatlerce konuşulur aynı sorular defalarca sorulur ve aynı cevaplar verilir. Temizlik seyansı biter. Nihayet oturma safhasına geçilir.
Anne az da olsa dinlenir. Sonra akşamın 9'unda bücür başlar deli gibi ağlamaya ....
- Ben davul ittiiiiyooom. Bana davul almayı unuttunuz...
Önce hiç oralı olmaz anne baba..Ama ağlama hiç bitmez. Yaklaşık 15 dakika ağlar da ağlar. Dayanamayan anne baba ikilisi apar topar biner arabaya açık olan markete gidilip davul alınır..
GÜnünmüz sürekli Eren'in bitmek bilmeyen istekleriyle geçiyor. Asla şikayetçi değilim ama bazen çok yoruyor ve imkansız olabiliyor. Sınırı bilmediği zamanlar oluyor..Ve son zamanlarda cevap veriyor bize. ''hayır uyumam''.''gitmem'' ''yemem'' ''giymem''...
2 yaştan sonra herhangi bir sendrom varmıydı benim kaçırdığım...
Etiketler:
agu agu konuşuyoruz,
terrible two,
yaramazlıklarım
30 Eylül 2010 Perşembe
27 Eylül 2010 Pazartesi
okul yolunda....
26 Eylül 2010 Pazar
21 Eylül 2010 Salı
Öyle Bir Geçer Zaman ki...........

Dizi enflasyonu yaşandığı şu günlerde seçerek izlediğim dizilerden biri oldu. Henüz 2. bölüm yayınlandı ama beni aldı götürdü. Özellikle 68 dönemi yaşananlar hep ilgimi çekmiş kitaplarını belgesellerini filmlerini izlemişimdir.
Şimdi bu miniğin bloğunda dizi ne alaka diyeceksiniz.. Erenimo ile yatmadan önce kol sevme seyansları yaşarız. Kucağıma yatar elini koluma götürür sevmeye başlar. Benim için terapi gibidir o anlar. İşte bu akşam dizinin bir bölümünde öyle bir sahne vardı. Gözlerim dolu dolu izledim. Osman'ın yanına yattı annesi minik annesine döndü gömdü başını göğsüne ve kolunu sevmeye başladı. İşte o an koptum. Sonra elleriyle annesinin saçlarını okşadı.
O an anladım oğlumla aramızda kurduğumuz bağ bambaşka...Emmeyi bıraktığında çok yıkıldığımı ağladığımı beni sevmeyecek artık dediğimi hatırlıyorum. Şİmdilerde aklımda inşallah kucağımı kolumu bırakmaz diyip duruyorum.
Zaman bizim öyle bi geçsin ki hep tebessümle hatırlayacağımız anılar bıraksın...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
