Öğretmen olmanın en büyük avantajı (eğer branşçı iseniz) ders programınızı ayarlayabilmenizdir. Pazartesi boş günüm dolayısıyla öyle büyük pazartesi sendromları yaşamıyorum. Ama haftasonu ceee ee yaparak bitmesi beni deli ediyor. Cuma günü haftasonu için planlarımı yapıp pazartesi günü geldiğinde hiçbirini uygulayamamanın verdiği kırıklığı yaşıyorum.
işte size bizim haftasonu hikayemiz..ha öyle büyük ekşınlar aktiviteler beklemeyin..orta anadolu şehrindeki bir hikayedir bu:))
Cumartesi sabahı kargalara eşlik etmek için erkenden kalkılır. Anne 5 dakika uyku molası ister ama baba ve oğluş için bu önemli değildir. Anne de kalkmalıdır. Hemen kurulmuş saat gibi anne kalkar çayı koyar. Tuvalete bile son anda yetişir. Oğluş ayaklarının altında baba ise o meşhur koltuğundadır. Kahvaltı hazırlanır miniğe zorla yedirilir. Anne kahvaltıyı toplar.Baba oğluşla ilgilenirken anne banyoya girer. Hızla hazırlanılıp ehliyet sınavında görevli olarak yola koyulur. Bu fırsattan istifade baba oğluşu berbere götürür. Sınavda arkadaşla sohbet edilir çocuklardan kocalardan bahsedilir. Sonra eve doğru yola çıkılır. Eve gelindiğinde oğluş kabak tatlısı gibi olmuştur. yenir yenir ...Sonra yine hızla babaya öğle yemeği hazırlanır anne oğluşu hazırlar arkadaşa doğru gidilir...Bu koşturma yatana kadar devam edilir.
Pazar sabahı aynen kalkılır.(bkn.yukarı) Sonra dede ve ananeye doğru yola çıkılır. Oğluş orda oynar kudurur ..ve iki koca gün hiçbişey yapılmadan hooop yutulur..
BÜtün işler pazartesiye kalır...ANne için salı sendromu başlar.
19 Nisan 2010 Pazartesi
13 Nisan 2010 Salı
parçalı bulutlu...
Küçükken hava durumunu izlediğimde hep aklımda parçalı bulutlu sözü kalırdı.
Düşünüp dururdum ne demek istiyorlar diye..her neyse yazıya niye böyle başladım onu da kestiremedim ya..
Nisan ayının ortalarında olmamıza rağmen şöyle doya doya bahar günleri yaşayamıyoruz nedense..hava birden güzelleşiyor atıyoruz kendimizi dışarı sonra bi bakmışız kıştan kalma bi gün..dolayısıyla bundan en fazla etkilenen evdeki minik canavarlar oluyor. eren hastaydı geçen hafta bu havaların azizliğinden dolayı. antibiyotik ile işi götürdük. son ana gelinceye kadar antibiyotik vermedim eren'e genellikle. çok şükür ki öyle büyük hastalıklarımızda olmadı. ama huy değişir mi değişti tabiki..bi düzene oturtuyorsun uğraşıyorsun didiniyorsun sonra bi öksürük herşeyi silip geçiyor.
herşeye ağlayan, anneyi düşman gören kendine ,'şeni öldürürüm ha' diyerek tehditler savuran ,babayı kanepesinden uzak diyarlara götüren ,yemeyen ,içmeyen....yen ...yen bi sıpa oldu. ailecek seferberlik ilan edip her dediğini yaptık ama artık herşeyin bi sınırı var. neyi ne kadar doğru yaptığımı tahlil edemez oldum. çoğu yerlerde yalnız kaldığım yine çoğu zaman otoritenin bende olduğu günler geçiriyoruz.
eren'i uyardığımda hemen oklar çevriliyor 'ahh anneye'' yapılıyor. dolayısıyla o kural şamataya dönüşüyor .Eren'de dediğim dedik öttürdüğüm düdük pozisyonuna geri dönüyor.
eteğimdeki taşları bi döksem ah neler çıkacak ama boşverinn hepsini sizlerde yaşıyorsunuzdur. bu arada imla hatalarım için özürdilerim. hızlı bi yazı oldu.
evet parçalı bulutlu havalar bizde de mevcut güneşli günleri bekliyoruz hasretle..
Düşünüp dururdum ne demek istiyorlar diye..her neyse yazıya niye böyle başladım onu da kestiremedim ya..
Nisan ayının ortalarında olmamıza rağmen şöyle doya doya bahar günleri yaşayamıyoruz nedense..hava birden güzelleşiyor atıyoruz kendimizi dışarı sonra bi bakmışız kıştan kalma bi gün..dolayısıyla bundan en fazla etkilenen evdeki minik canavarlar oluyor. eren hastaydı geçen hafta bu havaların azizliğinden dolayı. antibiyotik ile işi götürdük. son ana gelinceye kadar antibiyotik vermedim eren'e genellikle. çok şükür ki öyle büyük hastalıklarımızda olmadı. ama huy değişir mi değişti tabiki..bi düzene oturtuyorsun uğraşıyorsun didiniyorsun sonra bi öksürük herşeyi silip geçiyor.
herşeye ağlayan, anneyi düşman gören kendine ,'şeni öldürürüm ha' diyerek tehditler savuran ,babayı kanepesinden uzak diyarlara götüren ,yemeyen ,içmeyen....yen ...yen bi sıpa oldu. ailecek seferberlik ilan edip her dediğini yaptık ama artık herşeyin bi sınırı var. neyi ne kadar doğru yaptığımı tahlil edemez oldum. çoğu yerlerde yalnız kaldığım yine çoğu zaman otoritenin bende olduğu günler geçiriyoruz.
eren'i uyardığımda hemen oklar çevriliyor 'ahh anneye'' yapılıyor. dolayısıyla o kural şamataya dönüşüyor .Eren'de dediğim dedik öttürdüğüm düdük pozisyonuna geri dönüyor.
eteğimdeki taşları bi döksem ah neler çıkacak ama boşverinn hepsini sizlerde yaşıyorsunuzdur. bu arada imla hatalarım için özürdilerim. hızlı bi yazı oldu.
evet parçalı bulutlu havalar bizde de mevcut güneşli günleri bekliyoruz hasretle..
12 Nisan 2010 Pazartesi
oğlum...
sana hiç kıyamam ...saçının teline zarar gelse kahrımdan ölürüm..ama bunlara rağmen sana kızdığım bağırdığım anlar oluyor.
aslında sabırlıyımdır ama çoğu zaman sende patlayabiliyorum. özürdilerim bitanem benim. hayat kaynağım yaşama sebebim..
ben seni çok seviyorum sende beni sev emi..
aslında sabırlıyımdır ama çoğu zaman sende patlayabiliyorum. özürdilerim bitanem benim. hayat kaynağım yaşama sebebim..
ben seni çok seviyorum sende beni sev emi..
31 Mart 2010 Çarşamba
sizin çocuğunuz erenimo olsaydı...

- Gece yatarken saat kurma gibi bi derdiniz olmazdı çünkü sabahları en geç 7 de kalkan bir çocuğunuz olacaktı.
- Geceleri deliksiz uyumak gibi bi lüksünüz olmayacaktı..bazen yarım saatte bir bazen uykunuzun en tatlı anında uyanıp oyun oynamak isteyen bir çocuğunuz olacaktı.
- Sabah kalktığınızda eğer işe gidecekseniz ''bay bi'' diyerek ve size sımsıcak bir öpücük verecek bir çocuğunuz olacaktı.
- İşten geldiğinizde deli gibi kucağınıza koşan öpücüklere boğan ve tatlı diliyle gününü anlatan bir çocuğunuz olacaktı.
- Çorbasının yanında mutlaka 'dandino':) yiyen bir çocuk olacaktı.
- Kayyusuz çıkmam abi sloganıyla yaşaşyan bir çocuğunuz olacaktı.
- Annenin tam işi bitmiş oturacakken süt isteyen sütü getirdiğinde iki yudum alıp şimdi de şuuu(su) istiyorum diyen bir çocuğunuz olacaktı.
- Evin her karışı oyuncak,top,araba v..s olmasına rağmen dönüp bakmayan mutfaktaki zerdavatla oynayan bir çocuk olacaktı.
- Annesinin dişi ağrıdığında 'çok mu ağrıyor'' diye soracak kadar duygusal bir çocuğunuz olacaktı. hatta kendince telefonla dişçiyi arayıp randevu isteyen bir çocuk...
- Hergün türbe ziyareti yapar gibi migrosa giden bir aile olacaktınız..
- Çamaşır makinesinin düğmelerine basarak makineyi çalıştıran ve bittiğinde ise sepete çamaşırları koyup annesine yardım eden bir çocuğunuz olacaktı..
- Anne giyiniyorsa pantolon fermuarını mutlaka çekmek isteyen bir çocuğunuz olacaktı..
- Akşamları yorgunluktan iki kanapede sızan anne ve babasına rağmen dinç ayakta duran bir çocuğunuz olacaktı.
- ''anneyimi seviyorsun'' ''babayımı seviyorsun'' sorularına tamamen politik cevaplar veren (örn: ananeyi seviyorum) bir çocuğunuz olacaktı..
Ama yıllar sonra bana şans olarak gelen bu çocuk benim....herşeyim..
28 Mart 2010 Pazar
5N 1K
ne , neden, niçin,nasıl,nerede........vee kim...
son zamanlarda bu sorularla boğulmuş gibi hissediyorum kendimi..
eren nerdesin? niçin ağlıyorsun? neden uyandın? ne yapmalıyım? nerede bıraktın oyuncağını? kim o?..
yetemiyorum sabırlı olamıyorum beceremiyorum..sürekli beceremiyorum dediğim için kendimden nefret ediyorum. bir türlü oğlumu eğlemeyi başaramıyorum.
herşeyi planlı yapmaya uğraşıyorum bi bakmışım günün sonunda kocaa bi gün boyunca hiçbişey yapmamışım.
yoruldum bedenen en çokta ruhen..oğluşumu suçlamıyorum..eşimi zaman zaman suçluyorum...onlar neysede en çok kendimi suçluyorum.
ben bu değilim olmadım da..olmamalıyımda...
son zamanlarda bu sorularla boğulmuş gibi hissediyorum kendimi..
eren nerdesin? niçin ağlıyorsun? neden uyandın? ne yapmalıyım? nerede bıraktın oyuncağını? kim o?..
yetemiyorum sabırlı olamıyorum beceremiyorum..sürekli beceremiyorum dediğim için kendimden nefret ediyorum. bir türlü oğlumu eğlemeyi başaramıyorum.
herşeyi planlı yapmaya uğraşıyorum bi bakmışım günün sonunda kocaa bi gün boyunca hiçbişey yapmamışım.
yoruldum bedenen en çokta ruhen..oğluşumu suçlamıyorum..eşimi zaman zaman suçluyorum...onlar neysede en çok kendimi suçluyorum.
ben bu değilim olmadım da..olmamalıyımda...
26 Mart 2010 Cuma
ah ben...
özlüyorum ....lise yıllarımı heyecanlarımı arkadaşlarımı ...o zaman herşey farklıydı . şimdi niğde sokaklarında yürüdüğümde kendimi yabancılaşmış hissediyorum. lise zamanlarımda adım başı bir arkadaşımızla karşılaşır konuşurduk. renkli renkli kalemler alırdım özenirdim herşeyime..özlüyorum ne diyim..
yapmak isteyipte yapamadığım o kadar çok şey o kadar keşkelerim var ki...
özlüyorum..
ah ben...
yapmak isteyipte yapamadığım o kadar çok şey o kadar keşkelerim var ki...
özlüyorum..
ah ben...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








